- Ayrı ayrı şehirlerden göç etmişlerdi İstanbul'a... Bu büyük kentin ayrı ayrı semtlerinde sürdürmüşlerdi hayatlarını... Aysel Kılıç, Pakize Ilık, Seyhan Şenyüz, Hadife Kavaklı, Filiz Danacılar ve Neriman Tiftik...
- Eğer her şey yolunda gitseydi, caniler gözlerini kırpmadan evlatlarına kıymasaydı, bu koca şehirde birbirlerini tanımadan yaşayıp gideceklerdi. Ama onlar geçtiğimiz hafta, acı kaderin ortakları olarak bir masanın etrafında buluştular. Konuştular... Dertleştiler...
Aysel Kılıç 14 yaşındaki kızı Gizem'i, Pakize Ilık 24 yaşındaki oğlu Tuncay'ı, Seyhan Şenyüz 28 yaşındaki oğlu Atılay'ı, Hadife Kavaklı 12 ve 13 yaşlarındaki oğulları Mehmet ve Emre'yi, Filiz Danacılar 11 yaşındaki oğlu Alpay'ı, Neriman Tiftik ise 25 yaşındaki kızı İlknur ile 1.5 ve 4 yaşlarındaki iki torununu kaybetti... Günler boyu bir taraftan evlatlarına ağladılar, diğer taraftan katillerin kimliğini merak ederek yanıp tutuştular. Hepsi de çok güçlü kadınlardı. Evlatlarının katili yakalanıncaya değin dimdik ayakta durdular. Hepsiyle gurur duyuyorum. Mücadelelerine, gösterdikleri çabalara hayranım. Bence onlar, kendileriyle aynı kaderi yaşayan bir çok annenin de ortak sesi... Silahsızlanma çabalarının silahsız neferleri... Başta sözler boğazlarda düğümlendi. Sonra arkası kesilmedi. Biri ağlarken diğeri sarılıp onu avutmaya çalıştı. Hepsinin bir yanı eksikti. Yeri doldurulamayacak bir eksiklik... Bunun adı olsa olsa çaresizlik...
Hadife Kavaklı: Yüce adaletten bunların en ağır şekilde cezasını çekmesini istiyorum. Ağırlaştırılmış müebbet istiyorum. Benim iki tane çocuğumu hunharca evimin önünden alıp da gittiler bir de olmadı yaktılar. Bunların ateşe konmasını istiyorum. Benim çocuklarımdan ne istemişler? Niye kıymışlar? Bunların da bu acıyı tatmalarını istiyorum. Yüce adaletten başka da bir şey istemiyorum.
Filiz Danacılar: Keşke bir başkası olsaydı tabi ki. Biri de ciğerinin köşesinden kızım olduğu zaman bir şey diyemiyorum. Gerçekten diyecek bir şeyim yok. İkisi de çok acı. İki yavrum birden yok benim yani şu anda. Evde kimse yok artık. Eşimle benimEvimi zaten terk ettim, kiraya çıktık. Babadan kalma evdi. Dağıldık... Hani dağılma diyorlar ya hep, filmlerde olurdu. Gerçek oldu şimdi, dağıldık... Ama yine de iki çocuğumu da çok seviyorum.
Seyhan Şenyüz: Benim çocuğum ne yaptı? Kime, ne zararı vardı? Şimdi evlenmişti torunlarımı sevecektim. Ne yaptı benim yavrum? Kime kötülük yaptı? Herkese iyilik yapardı. Ama kimse kurtarmadı yavrumu. Madem vuracaksın, bacağından vursaydın da kaçıp gitseydin. Sakat olsaydı. Benim sol tarafım kızım, sağ tarafım oğlumdu. Sağ tarafımı tamamen aldılar. Siz bilmiyorsunuz sabaha kadar ben neler çekiyorum. Kimse bunu bilmez, bunu anlayamaz. Çünkü benim gözümün önünde oldu her şey... Kan revan içinde, kafası delik vaziyette gördüm çocuğumu. O halde yatmış. Kıbleye döndürmüştü yüzünü... Benim çocuğumun kimseye kötülüğü yoktu ki. Hiç kimseye kötülüğü yoktu. Allah'ım böyle dert kimseye vermesin. O kafasındaki delikleri hep görüyorum. Rüyalarıma giriyor artık. "Anneciğim" diyor, geliyor sarılıyor bana, öpüyor. Anlatsam o kadar çok şey var ki.
Neriman Tiftik: Allah hepimize sabır versin. Allah hepimize, peygamber sabrı versin...
Seyhan Şenyüz: Amin, amin. Sağ ol. Allah razı olsun hepinizdenKimseye kötülüğü yoktu, kimseye
Müge Anlı: Bak beni kimse anlamaz diyorsun ama aslında seni burada en iyi anlayacak anneler var.
Seyhan Şenyüz: Benim ki onların acısından daha fazla. Benim gözümün önünde yavrumu vurdukları zaman ben dört gün kendimde değildim. Kafasındaki o deliklerini gördüm, kanlar böyle böyle gidiyordu. Kimse bunu anlayamaz. Kimseye yaşatmasın Allah.
Müge Anlı: Bir de Filiz'i düşün o ne yapsın, onun da bir evladı mezarda diğer evladı cezaevinde.
Seyhan Şenyüz: İşte Müge'ciğim, herkesin derdi ayrı ayrı. Onunki iki tane dert. Onun birisi mezarda, öteki cezaevinde. Onun derdi daha çok haklısın... Fakat benimkinin gözümün önünde yaşanması, daha büyük bir dert. Gözümün önünden gitmiyor.
Müge Anlı: Daha ne yapacaksın? Niye kendini suçluyorsun hala, kanlarını yerde koymadın.Katil bulunana kadar çabaladın.
Neriman Tiftik: Seni o katil delik deşik ederken yanında olamamışım diyorum. Kalmadı çok şükür kanları yerde. Ama birazcık da bana verselerdi, birazcık da ben didik didik etseydim onu. Bir şey olur muydu? Müge Anlı: O zaman onlar gibi olurdun. O bize yakışmaz.
Pakize Ilık: Allah kimseyi ağlatmasın. Allah kimseye evlat acısı vermesin. Çok zor.
Filiz Danacılar: 14 Şubat kızımın doğum günüydü. 8 Şubat da benim doğum günümdü. Abisi görüşe gitmiş. "Yastayım" şarkısını anneme söyle demiş.
Pakize Ilık: Doğum gününüz kutlu olsun diyeyim. Allah sabır versin ne diyeyim.
Müge Anlı: Kızın cezaevinden çıkınca biraz hafifleyecek mi acın?
Filiz Danacılar: Zaten o oralara yakışmayan bir çiçekti. O büyüttü kardeşini. Annelik yapmıştı kardeşine.
Müge Anlı: Kaza olduğuna ben inanıyorum. Yoksa kardeşini öldürür müydü hiç?
Filiz Danacılar: O korkmasaydı zatenBir kızgınlığım kızıma, her zaman söylüyorum, hastaneye götürmemesi. Kızgınlığım var. Ama korktuğu için götürmediğine eminim. Korkmasaydı kesinlikle götürürdü, bırakmazdı...
Neriman Tiftik: İnanın bana şu bıçaktan bile ürperiyorum. Bundan bile nefret ediyorum ben, bundan bile...Bunu niçin icat etmişler; patates-soğan soymak için. Bunları insanları öldürsünler diye yapmamışlar ki... Ben artık evimde de istemiyorum bunu... Patates- soğan işi olmasa evimden içeri sokmayacağım. O kadar nefret ediyorum yani. Bu adama ne yapar? Aslında hiçbir şey yapmaz ama bundan korkuyorum artık. Bunlar benim evlatlarımın canını aldı. Evlatlarımı benden kopardı. İpini koparanın elinde bıçak var. Herkes almış eline bir bıçak. Hap, esrar, bilmem ne... Ya bırakın! Evlatlarımızı bunun için mi dünyaya getirdik? Haram lokmasında gözümüz olmadı hiç kimsenin. Böyle konuşuyorum isyanlardayım yani. Hiçbir şey yapamıyorum elim kolum bağlı. Zaten bir tarafım yok gibi. Sol tarafım yok, sağ tarafım da iki tane çocuğum için var. Özlem ile Alper için... Sol tarafım İlknur'um, torunlarım için vardı. Artık yok ama hissetmiyorum. İnanın ki boşluktayım. Kollarım bomboş kaldı. Yazık değil mi? Üç taneBenim kızımın 4 Şubat'ta doğum günü vardı. Kendi kendime dua gönderdim ona. Ama hıncımı alamadım daha. İlknur "Benim annem erkek gibidir. Benim annem yapar" diyordu. Senin annen diyorum yavrum, hiçbir şey yapamamış ki...