Kısa süreli selam sabah muhabbetinden sonra çantamdan gazeteyi çıkardım ve önce Ertuğrul Günay'ın önüne bıraktım.
* Sayın bakan lütfen bir göz atın. Şaşırtıcı bir yanıt geldi Bakan Günay'dan - Haberi okudum zaten Savaş Bey...
* O kadar erken mi okudunuz? - Evet arkadaşlar sabahın ilk saatlerinde getirdiler bana. Çok üzüldüm...
* Biz de üzüldük efendim. Acaba ne yapılabilir? - Konu öncelikle vakıfların konusu. Onlar da devlet bakanımıza bağlı malum.
* Ama bir kültür hazinesi yok oluyor. Siz de kültür bakanımızsınız. ŞOK EDİCİ HABER İşte o anda kulağıma eğiliyor bakan Ertuğrul Günay ve müthiş bir haberi fısıldıyor. - Bakın madem ki bunca emek verdiniz uzun süredir çok dillendirmediğimiz bir haberi vereyim size o camiyle ilgili.
* !!!!!!! - Biliyorsunuz Rüstem Paşa Camii çinileri yeganedir. Dünyada eşi benzeri olmayan, paha biçilmeyen İznik Çinileri'yle döşelidir.
* Evet ne kadarı kaldıysa bakanım. - Haklısınız. Çünkü zaman içinde parça parça sökülmüş, çalınmış o nadide çiniler...
* Haber ne peki... - Ben o çinileri geri aldım
* Geri mi aldınız? Nereden, nasıl? - Sorun burada işte. Lütfen nereden aldığımız konusunda ısrarcı olmayın.
* Çok anlayamadım... - Çinilerimizi geri aldığımız ülke açısından sakıncalı. Bizden çok ricacı oldular kamuoyuna yansımasın diye. Önemli olan hazine geri döndü.
* Nerede şimdi peki? - Devlet güvencesinde bir yerde muhafaza ediliyor...
* Hep orada mı kalacak peki? - Elbette yerine gidecek. Tekrar caminin duvarlarını süsleyecek. Siz de vakıflarla temasa geçin. Onarma ve çevre düzeni ile güvenlik bir an önce sağlanırsa emanetler yerine ulaşır.