Güncel | Yazarlar | Güne Bakış | Ekonomi | Aktüel | Magazin | Spor | Televizyon | Saklambaç | Astroloji | E-gazete | Ana Sayfa
Bugün: 28 Eylül 2008  
Yazar Arşivi

Non-Kör

Korkuyorum. Kış geliyor. Yanlış anlamayın kıştan korkmuyorum. Haberlerden korkuyorum. 'Kara kış!', 'Kötü hava', 'Beyaz felaket!', 'Kar kabusu.'
Küreselimiz ısınma yolunda koşar adım ilerlerken; yağmura, kara, hasret kalmışken, güzel Yaratanımız'ı gücendiriyoruz. Şükürsüzlük had safhada. Ana haber bültenleri bile, eskinin 'Rahmet'inden 'Bereket'inden bu şekilde bahseder oldu?
Birkaç cümle yazacağım. Yabancı mı gelecek, yoksa "Her gün, bu ve benzerlerini defalarca duyuyorum" mu diyeceksiniz bakalım?
"Dışarıda lanet bir rüzgar var!", "Öff berbat bir yağmur!", "Kasvetli gökyüzü", "İç sıkıcı hava..."
Ya bildiğimiz kış geliyor işte. Niye her geldiğinde şaşırıyoruz ki? Dört mevsimin rengini barındıran bu cennet ülkede rahat batmasın ne olur. Doğanın dengesi bozuldu zaten. Yangınlar ciğerleri kül etti.
Her şeyin düzeninde gitmesi, bizi sevindirmeli bu saatten sonra. Aksi, sonumuzun habercisi.
Gidişat olması gerektiği gibi iken, şikayet makamından okuyup, memnuniyetsizlik göstermemiz, yokluk veya afet gelip çattığında, ne şekil bir zorluk yaşayacağımızın da göstergesi. Dayanamayız valla.
Bunun devamı olan nimete saygısızlık var bir de. Büyüklerimizden az patak yemedik zamanında. "O ne biçim söz! Çok günah. Aç kalırsın bak!'' derlerdi.
Mesela "Bu köfte berbat kokuyor!", "Çorba iğrenç olmuş!" diyemedim ben ömrüm boyunca.
Şimdi hak veriyorum. Açlık ve kuraklıkla mücadele eden milyonlarca insan varken, ağzımızdan çıkan kelimelerin kontrolünü ele almalıyız. Dikkatli konuşmalıyız.
İsrafta dünyada 1. sırada olduğumuzu biliyor muydunuz? 214 milyar YTL çöpe gitmiş Türkiye'de. Yeseydik, içseydik ama israf etmeseydik. Söz dinleseydik.
Müs-Türk'ler olmuşuz yani. Hem de açılımı müsait Türk'ler değil, müsrif Türk'ler. Acıklı değil mi?
Hayatım boyunca, imkanım (banyom ve suyum) olduğu halde, küvet dolduramadım. Bir kişinin keyfi için, on kişinin yıkanabileceği suyu harcamak, bencillikti bence. Şimdi dolduranlar bana kızmasın... Doldurmalarına bir şey demiyorum ki. Boşaltmaları kötü. Arıtsınlar hep aynı suyla yıkansınlar:)
Boşa harcadığımız, bir şeyler üretebilecekken, tembellik ederek israf ettiğimiz zamanlarımızdan ve yeteneklerimizden bahsetmeyeceğim bugün. Çünkü siz anladınız ana fikri. Mürekkep israfının gereği yok şu saatten sonra:)
Şaka bir yana çok ciddi korkularımız olmalı, uykularımız kaçmalı, kaza "Geliyorum" diyor, kulak asmalı.
Mucizeler hak edilir. Hiçbir şey için geç değildir. Kişisel gayretler dünyamızın çehresini düzeltebilir.

***

Bu hafta başında öyle bir şey yaşadım ki sizlerle paylaşmadan edemeyeceğim.
Sabah uyanıp her zamanki gibi televizyonu açtım. Ve çok aşina yüzlerle karşılaştım.
Heidi, Peter, Büyükbaba...
Nasıl özlemişim. Doya doya izledim. Sonra işe gitmek üzere hazırlandım ve çıktım.
Kapının önünde, komşumun on yaşındaki kızıyla karşılaştım; bir heyecanla "Sabah Heidi'yi izledin mi? Biliyor musun sen onu?" diye sordum
"Biliyorum, Haydi Kılam. Manken. Viktoryas Sikrıtın defilelerine çıkıyor. Üç çocuğu vardı onun değil mi Pınar abla?'' dedi.
Kaldım! Bir de "Höö!'' şeklinde ses çıkarttım ama utandığım için, size, o sesten bahsetmeyeceğim.
Çocuk aşmış. Benim Heidi'min ruhuna dua. Ağlayacaktım nerdeyse "Seni annene söylicem!" diye bağırıvermişim.
Ödü patladı yavrucağın. Tabii ben de saçmaladığımı fark ettim.
Şeker kız Candy, Pollyanna, Uçan kaz...
85'lerin popüler çizgili filmleri.
Ne kadar sevimli, iyi kalpli, insancıldı her biri. Aşkı, vefayı, kötülere sabretmeyi, acıları ve hayatın zorluklarıyla mücadele etmeyi, bu içimizden çıkmış kahramanlardan öğrendik o dönem. İzlerken, ağlardık, gülerdik, düşünürdük, dersler alırdık.
Şimdikilerse çoook acayip. Robotlar, canavarlar, hayaletler. Ürkütücü bir sürü yaratık. Ve hayli zorlama şekiller. Uğraşılmış belli. Kafa patlatılmış.
Üç göz, sekiz kol, uzun boyun (Bir yandan da, Allah'ın yarattığının dışına çıkamıyorlar bir türlü) Yine kol, yine göz, yine el. Biri köpeğe benzer, biri balığa, çoğu insana.
O'ncukları yaşatıp, çocuklarımıza tanıtacak olan bizlerin işlerini, sürrealist çiziklerle zorlaştıran, yeni koframanlar türetip, piyasaya sürenleri boğasım geliyor bazen.
Şimdilerde Tom'un derisiyle Jerry'si meşhur. Taşın devri, Şirinler, Slyvester, Bugs Bunny. Bunlar da yeni fakat 'İdare eder'lerden. Seviyorum onları.
Herhalde 'Yontma taş', 'Cilalı taş'larla başlayan, içerikle isimlendirme, devam etseydi, bu devrin adı 'Sızma taş' olurdu. Bir devir inlerdi. Taşlaştık iyice. Duygusuzlaştık. Masumiyet azaldı. Bebeler her şeyi öğreniyorlar, zamanından çok önce. Fark ettiyseniz saçmalıyorum gerilince. Neyse haydi bana müsaade :)
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
 Şimdi akıllı olduk   / 21-09-2008
GÜNCEL
Fırtına Fırtına vurdu geçti
Türkiye'nin yakasına yapışan fırtına, yine can aldı. Hatay'da sele...
Yağmur Anadolu'yu felç etti
Ölüme doğru koştu
Zorbalar sokağa indi
Bulmaca cinayetini CIA...
Yoksula bayram müjdesi
Çocuğu ezdi yola devam etti
SPOR
Kartal'ın Kartal'ın derdi büyük
Siyah-Beyazlılar, 4'te Holosko ile öne geçti. Adriano 57'de skoru...
Kusursuz fırtına!
Hedef adam Aragones
Korkma gel buraya
Trabzon devrimi
Yıldırım'ın hesabı şaştı
Sürpriz davet!
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
HAVA DURUMU
İSTANBUL Kuvvetli Sağanak Yağışlı 17°C 13°C 
ANKARA Sağanak Yağışlı 17°C 11°C 
İZMİR Çok Bulutlu 22°C 16°C 
ANTALYA Çok Bulutlu 26°C 20°C 
ADANA Çok Bulutlu 30°C 19°C 
EKONOMİ
IMKB E: 36.556,610 D:% 0,54
DOLAR S: 1,230 D:% -0,04
EURO S: 1,803 D:% -0,03
AKTÜEL
GÜNE BAKIŞ
EKONOMİ
GÜNCEL
  Güncel | Yazarlar | Güne Bakış | Ekonomi | Aktüel | Magazin | Spor | Televizyon
| Saklambaç | Astroloji | Mobil Takvim | Reklam | Künye | Ana Sayfa
    Takvim Servisi
   
Turkuvaz Medya Grubu Copyright © 2003, 2008 - Tüm hakları saklıdır.
Turkuvaz Gazete Dergi Basım A.Ş.
Turkuvaz Medya Dijital
Hepoku Sabahtan Al Haberi