Karadeniz'in cefakar ve çalışkan kadını gazeteci Orhan Tekelioğlu'nun belgeseliyle yeniden hayat buldu Karadeniz'in cefakar ve çalışkan kadını gazeteci Orhan Tekelioğlu'nun belgeseliyle yeniden hayat buldu.
Yıllarca basın sektöründe dirsek çürüttükten sonra işinden istifa edip Karadeniz kadını ile ilgili belsegel hazırlayan Orhan Tekelioğlu ile Karadeniz kadınını ve hayallerini konuştuk.
Uzun yıllar basın sektöründe çalıştınız. Sonra kurumsal yayıncılık ve belgesel film. Bu düşünce nasıl oluştu? 20 yılı aşkın süre basın sektöründe çalıştım. Çalışma hayatımın büyük bir bülümü Anadolu Ajansı ve Milliyet'te geçti. Türkiye'nin ilk borsa muhabirlerindenim. Hayatımın yarısına yakın bölümü ekonomik terimler ve finansal rakamlar arasında geçti. Son 20 yılda Türkiye'de ve dünyada meydana gelen finansal krizleri dikkate alırsak, gazetelerde sabahlara kadar nasıl çalıştığımızı anlayabilirsiniz.Bankaların, aracı kurumların batışından hisse senedi yatırımcılarının bir gecede nasıl fakirleştiğini gördük. Borsa, endeks, hisse senedi, ayı ve boğa piyasası, broker, panik, hisse senedi, menkul kıymet, enflasyon, deflasyon, tahvil, bono, eurobond, yatırım fonları, altın, döviz petrol gibi adını sayamayacağım yüzlerce terim ve yatırım araçları arasında geçen bir hayat. Bir süre sonra beni sıktı. Çünkü bunların tamamı parayla ilgili konular. Hayatta bunlardan daha değişik ve güzel şeyler var diye düşündüm. Benim özlediğim şeyler yeşil vadiler, rüzgar, yağmurdu. Yani doğa. Entrikalardan, oyunlardan, yalanlardan ve ikiyüzlülükten uzakta kalmak. Önce yapacağım işin hayalini kurdum, sonra gazeteden ayrıldım.
Hayaliniz neydi? Bilindiği gibi Karadeniz Bölgesi'nin doğası serttir. Dağlık bölgelerinde yaşam koşulları çok zordur. Özellikle oradaki kadınların çalışma hayatı inanılır gibi değil. Aslında Türkiye'nin bütün kırsal alanlarında kadınlar çok eziliyor. Çok erken yaşta çalışmaya başlıyorlar. Ama Karadeniz'de kadın doğanın sertliğine en çok maruz kalan kadın. Yüzyıllardır Karadeniz bölgesinin dağlık alanlarında kadınlar her şeyi sırtlarında taşımışlar. Yolda doğum yapıp, bebeğini sepete koyup yola devam eden kadınlar. Uçurum yollardan geçip hayatını tehlikeye atan kadınlar. Sanki doğuştan sırtlarında yükle doğan kadınlar. Yüksüz kendini çıplak zanneden kadınlar. Ezilen, ama ezildiğini kabul etmeyen, ezilmişliğini 'kader' olarak gören kadınlar. 'Karadeniz kadını' belgesel hayalimi 'Nihayet hayata geçirmenin zamanı geldi' dedim kendi kendime. Alp Dağları gibi yeşilin her tonunu bünyesinde barındıran ve adeta bir cennet diye nitelendirilen Karadeniz'in yemyeşil doğa harikası yerlerinde yaşanan cehennem hayatı anlatacağız. Belgesel çekimi için ekibi oluşturduk ve Ekim'de çekimlere başlıyoruz. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Türkan Saylan projenin en büyük manevi destekçilerinden. Multi Turkmall projenin ana sponsorlarından. Halen başka kurumlarla da sponsorluk için görüşmelerimiz sürüyor.
Bu belgeselle neyi amaçlıyorsunuz? Türkiye'de kadın olmak çok zor, ama Karadeniz'de kadın olmak daha da zordur. Erkeği genelde gurbetçidir, evin tüm yükü üzerindedir. Kaynanasının kaynanasıyla bile aynı evde oturanlar var ki gel çık işin içinden. Kader dedikleri bu işte. Biz burada yüzyıllardır süregelen bir yaşam biçimini anlatmaya çalışacağız. Görseli ve konusu çok sağlam bir belgesel olacağına inanıyoruz. Film ekibi sabırsızlıkla o bölgeyi ve kadınların yaşam şeklini görmek istiyor. Biz bu belgeselle gerek yurt içinde ve gerekse yurt dışında birçok yarışmaya katılmayı hedefliyoruz.