Karşılığında bir menfaat beklenmeksizin ödünç vermeye "Karz-ı Hasen" denir. "Güzel Ödünç" demektir. Kur'an-ı Kerim'de ödünç verme, güzel ödünç olarak nitelendirmekte ve teşvik edilmektedir. Bu güzel davranışta bulunan müminlerin Allah'ı borçlandırdıkları ifade edilmektedir. Cenab-ı Hakk, Hadid Suresi'nde şöyle buyuruyor : "Kimdir o, Allah'a güzel bir borç verecek olan ki, Allah da onun verdiğini kat kat artırsın ve onun için değerli bir mükâfat versin." (Hadid; 57/11) Peygamberimiz (sas) de biz mümin kulları karz-ı hasene yani güzel ödünç vermeye teşvik ediyor ve buyuruyorlar ki : "Miraç gecesinde cennetin kapısı üzerinde şu ibarenin yazılı olduğunu gördüm: Sadaka on misli ile mükâfatlandırılacaktır. Ödünç para (karz-ı hasen) on sekiz misli ile mükâfatlandırılacaktır." Ben, "Ey Cebrail, ödünç verilen şey ne sebeple sadakadan daha üstün oluyor?" diye sordum. Çünkü dedi, dilenci çoğu kere yanında varken ister, borç isteyen ise, ihtiyacı sebebiyle talep de bulunur." (Had. Ans. Kütüb-i Sitte; 17 / 3090) Karz-ı hasen konusunda titizlik gösteren değerli müminlere, borçlanan kişiye kolaylık göstermeleri konusunda da bir takım tavsiyelerde bulunulmuştur ki, bunlar, bu güzel ameldeki sevabı daha çok artırmak içindir. Borçluya ödeme konusunda kolaylık gösterilmesi hem Kur'an'da, hem de Peygamberimiz'in hadislerinde bize bildirilmiştir. Cenab- ı Hakk, Bakara Suresi'nde: "Eğer borçlu darlık içindeyse, ona ödeme kolaylığına kadar bir süre tanıyın. Ve bu gibi borçlulara alacağınızı bağışlayıp sadaka etmeniz sizin için, eğer bilirseniz daha hayırlıdır." (Bakara; 2/280) buyuruyor. Peygamberimiz de ödeme arzusu olduğu halde gerçekten darlık içinde olan borçluya zaman tanımanın sadaka olduğuna işaret ediyor. Büreyde el-Eslami (ra) anlatıyor: "Resulüllah (sas) buyurdular ki: "Kim bir borçluya mühlet verirse, her gün için bir sadaka sevabı kazanır. Kim onun borcunu vadesi geldikten sonra tehir ederse, tehir ettiği müddetçe, her geçen gün (alacağı mal kadar) sadaka yazılır." (Had. Ans. Kütüb-i Sitte; 17/297) buyuruyor. Diğer taraftan yine buyuruyorlar ki: "Kim borçluya mühlet tanır veya bağışlayıverirse, Allah, kendi gölgesinden başka hiç bir gölgenin bulunmadığı yerde (kıyamet gününde) onu gölgesinde gölgelendirir. (Müslim, Zühd, 74) İhtiyaç sahibinin durumunu bu kadar gözeten dinimiz, borç verenin bu hayırlı hizmetinde üzülmemesi ve daha başka ihtiyaç sahiplerine yardımda bulunabilmesi için borçluya da bir hatırlatmada bulunuyor; durumu müsait olduğu halde vakti gelen borcunu ödemeyen kişinin de büyük hata içerisinde olduğunu, alacaklının ihtiyacı olmasa bile ödemeyi geciktirmenin büyük günahlardan sayıldığını ve bu geciktirme ile zulüm yapıldığını bildirmiştir. İbn-i Ömer (ra) anlatıyor : "Borcunu ödemeye muktedir olan kimsenin özürsüz olarak ödemeyi geciktirmesi, zulumdür." (Kütüb-i Sitte; 17/295) Zaman değişmedi, insanlar değişti. Zenginleştikçe bazı değerler kaybolmaya yüz tuttu. Karz-ı hasen de bunlar arasında... Fakat Allah'a inanmış kullar olarak bizler, imkânlarımız ölçüsünde, kuldan bir karşılık beklemeden, sırf Allah rızası için, Allah'a borç verme mahiyetinde olan karz-ı hasen âdetini aramızda devam ettirmeliyiz. Allah'ın emri ile, yine Yüce Rabbimizi borçlandıralımBorçlu da ilk fırsatta ödemeye çalışsın aksi takdirde zulüm noktasında günahı kebair işlemiş olur