AK Parti ile ilgili karardan sonra 'Yeni bir Türkiye' konuşulmaya başlandı. Bu yeni Türkiye nasıl olacak? Türk siyasetinde uzlaşma nasıl sağlanacak? Sağlanan uzlaşma ne kadar sürecek? Herkes, AKP'nin kapatılmaması yönünde verilen kararın siyasi bir milat anlamına geldiği noktasında hem fikir. Dolayısıyla tam da bu noktada "Peki bundan sonra ne olacak?" sorusu akla geliyor. Siyasi güvercinler, Erdoğan'da "bir merkeze kayma, ılımlılaşma, yumuşama yörüngesinden'' bahsediyor. "Onarım ve normalleşme günleri başlıyor" diyorlar. 'Enerjimizi iç çekişmelerle, huysuz tartışmalarla tüketmek yerine, daha önce pek çok kez yaptığımız gibi bunu sinerjiye çevirelim. Her kesimden kırılmış kalpleri onaralım. Yeniden yapılanan dünyanın karşısına, hepimizin renginin damgasını vuracağı güçlü duruşumuzla çıkalım" diye konuşuyorlar. AKP kulisleri, partinin "sorumlu ve gerginlikten uzak" bir görünüme kavuşacağını ve bu yönde çalışmalar yapılacağını da fısıldıyor. Başbakanın artık eli güçlenmiştir ve merkeze tam oturmak için gerekli adımları atabilecektir. Gelinen süreçte hükümetorduyargı arasında önemli bir uzlaşmanın olduğu gözden kaçmamalı. Erdoğan'ın söz konusu TSK olunca 'koruyucu' açıklamalar yaptığına daha önce pek çok kez şahit olduk. TSK'nın da Ergenekon operasyonunda, kapatma davasında ortaya koymuş olduğu yapıcı tutum ortada. Kurumlar bundan sonraki hassas süreçte birbirlerine ve Türkiye'ye karşı gösterdikleri özeni elbette sürdürecekler. Başbakan, bugüne kadar parti içindeki radikallerin direnci yüzünden gerçekleştiremediği "tam merkeze oturma ve ılımlı parti yapısı kurma" hedefini uygulayabilir.
DEĞİŞİM "Kapatmama" kararından sonra Ankara'dan kesif bir değişim kokusu yayılıyor. AK Parti'nin sadece söyleminde değil vizyonunda da değişime gideceği konuşuluyor. Kulislerde konuşulan, Erdoğan'ın bir süredir izlediği uzlaşmacı politikanın 'kapatmama' kararıyla birlikte bir adım öne taşınacağı düşüncesine dayanıyor. Başbakan Erdoğan'ın zaten 22 Temmuz'da önemli oranda revizyona gittiği, Reha Çamuroğlu, Ertuğrul Günay ve Zafer Üskül gibi yeni isimlerle partisinin vitrinini değiştirmişti. Özal'ın deneyip, başarı kazandığı, sonradan bozulan dört eğilimi bütünleştirme idealini yerine getirmek isteyen Erdoğan, bu liste değişikliği ile bu yönde ilk adımı atmıştı. Erdoğan'ın merkeze oturma planını, kullanacağı dil, atacağı adımlar, AK Parti'nin bundan sonra Türkiye'yi nereye götüreceğini gösterecek. Türkiye, 'kapatmama' kararının ardından yeni bir yola giriyor. Bu yol istikrara uzanıyor. Ancak Türkiye'nin adım attığı patika 'sinsice' döşenmiş mayınlarla dolu. Türkiye, Anayasa Mahkemesi kararıyla şüphesiz önemli bir badireyi atlattı. Ancak 'kapatmama' kararı sorunların tümünü çözüyor mu? Her şey düzeldi mi? Cevap elbette hayır. Asıl mesele şimdi başlıyor. Bu noktadan sonra atılacak adımlar Türkiye'nin yönünü belirleyecek: İstikrar ve gelişme mi yoksa ülkeye enerji kaybettiren yeniden kör düğüş mü?