Anayasa Mahkemesi'nin
Ak Parti davasını kabul etmesinin ardından, yüzlerce köşe yazısı yazıldı, televizyonlarda onlarca yorumcu konuştu. Belli ki, bu heyecan dalgası kısa sürede bitmeyecek. Herkes bu dava özelinde; Türkiye'nin durumunu ve geleceğe yönelik pozisyonlarını anlatıyor, tahminler yürütüyor, senaryolar çiziyor.
Bütün bunları nereden yapıyor? İstanbul ve Ankara'dan.
Peki,
bu yazı nereden yazılıyor? Erzurum'dan. Belki bulunduğum yer itibariyle yazacaklarım, Anadolu'nun bakışını yansıtacağı için daha fazla önem kazanıyor.
Anayasa Mahkemesi'nin karar vermek için toplandığı saatlerde, beni Erzurum'un tertemiz havası ve insana baharın geldiğini hatırlatan sımsıcak güneşi karşıladı. Uçağın merdivenlerinden inerken, derin bir soluk çektim içime, iyi ki de çekmişim, daha sonraki saatlerde,
soluğumu tutmak ve sorulara cevap vermek zorunda kaldım.
Herkes Erzurum'da Anayasa Mahkemesi'nin ne karar vereceği konusunda düşüncemi sorup durdu. Onlara Mahkeme'nin
davayı kabul etmesi halinde şaşırmayacağımı söylediğinde, Erzurumlular şaşırdı. Anadolu'da bu sonuç, ihtimal olarak bile ağızlara alınmak istenmiyordu.
5 NİSAN'DA GELİYOR Şehirde buluştuğumuz insanların büyük çoğunluğu, Mahkeme'nin bu davayı reddedeceği ve ülkenin gündemine girerek bütün sorunları unutturan sürecin biteceği düşüncesindeydi.
Erzurumlu'ya neden böyle düşündüğünü sorduğumuzda,
işsizlikten, aşsızlıktan ve mahrumiyetten cevabını aldık. "Nasıl yani? Meseleyi biraz daha açın" dedik, açtılar.
Başbakan Tayyip Erdoğan, 5 Nisan'da Erzurum'a gelecek. Erzurum Parti teşkilatı müthiş bir seferberlikle herkesi havalimanında toplamaya çalışıyor. Ne kadar kalabalık olursak o kadar etkili oluruz görüşü hakim. "Kalabalık karşılama yapmaktan muradınız nedir?" diye soruyoruz. Yüzüne acı bir tebessüm yayılan yaşça kıdemli bir
Erzurumlu söze giriyor.
NE İSTİYORSUNUZ? "Bizim planımızı Mahkeme'nin kararı bozdu" diye başlıyor sözlerine. "Bu dava reddedilseydi, Başbakanımız o keyifle Erzurum'a gelecekti. Biz de belediyelerin tümünü milletvekilleri bir eksiğiyle sana verdik, senden de isteyeceklerimiz var diyecektik" diyor.
Bir başkası sözü devralıyor; "Mahkeme davayı reddettikten birkaç gün sonra Başbakan karşımıza geldiğinde,
Palandöken dağımızın olimpiyatını hatırlatacak yatırım isteyecektik" diyor. Bir başkası, "O moralle şehrimize gelen Başbakan'dan biten hayvancılık için destek sözü isteyecektik" diyor. Bir başkası, "Senin anlayacağın oğul, işsizliğe merhem, fukaralığa derman olsun diye pankartlar açıp, sloganlar atacaktır" diyerek tamamlıyor sözünü.
Anladık ki, 5 Nisan'da Başbakan'ı bekleyen
Erzurum'da, Mahkeme'nin kararı şok etkisi yaratmış. Erzurumlular'a İstanbul'dakiler "AB" diyor, "Borsa" diyor, "Ekonomi istikrarsızlığa dayanamaz" diyor, "Siz neler söylüyorsunuz?" diyecek oldum. Vazgeçtim. Erzurumlu aslından, bu konuşulanların Anadolu dilindeki karşılığını söylüyordu.
Özgürlük ve zenginlik istiyordu yani.