Laiklik kavramının da yanlış yorumlandığını savunan Prof. Dr. Bayraklı sözlerini şöyle sürdürdü: 'Laiklik; inananla inanmayan, başörtüsü takan ile takmayanın aynı ortamda huzur ve barış içerisinde yaşamasıdır...'.
Prof. Dr. Bayraktar Bayraklı; türban yasasını savunan ve bu yasaya karşı çıkan her iki kesimin de 'laiklik' kavramını tam olarak bilmediğini söylüyor. Laikliğin "inananla inanmayanın, başörtüsü takanla takmayanın aynı ortamda özgürce yaşaması" olduğunu belirten Prof. Dr. Bayraklı, şöyle konuştu:
'İNKAR EDENLER OLACAKTIR' "Allah-ü Teala diyor ki; 'Silme Müslüman diye bir toplum olmaz ya Muhammed'. Hiçbir peygamber silme Müslüman bir toplum oluşturmamıştır. Allah da Yusuf Suresi'nde söylüyor bunu. 'Ne kadar arzu edersen et, insanların çoğu inanmazlar' diyor aynı surede. Yani herkesin inanacağı bir toplum oluşturamamıştır hiçbir peygamber. Önemli olan inkar edenle inananın bir arada yaşamasıdır. İşte budur laiklik! O kadar olgun insan olacaksınız ki, ben sizin baş açıklığınıza bakmayacağım. Sizinle konuşacağım. Ama sizin de kapalı kadınla probleminiz olmayacak. Böyle bir dünya oluşturmalıyız. Ben o kadar laik bir adamım ki, karşıma gelen kadın çırılçıplak olabilir. Beni ilgilendirmez. Benden din öğrenmeye geldi, ahlak öğrenmeye gelmedi. Kadın dedi ki, 'Hocam bilgi ver!'. Şöyle de diyebilirim, 'Ben sana bilgi falan vermem, çık dışarı!'. Böyle bir şey denebilir mi, bu çağda kaldı mı bunlar? Moda'da bir aileye Kur'an dersi veriyordum. Bir yaz günüydü. Bir kadın geldi karşıma oturdu, mümkün değil bakmak. Çünkü giyinik değil. Ama 'Şu kadını kaldırın oradan' demedim. Demem. 'Sana ne ya! Sen bilgini versene!', öyle bir kadın gelmiş senin önüne, hem de Kuran dersi dinlemek için gelmiş. Ne malum sen onu etkilemeyeceksin de o kadın başka türlü düşünmeye başlayamayacak. Nereden bilebilirsin ki? Sen bilgiyi ver! Peygamberimiz öyle yapmadı mı? "Siz çıplaksınız size din anlatmayacağım mı dedi?"
'BATI KÜLTÜRÜ ETKİLEDİ' Din adamlarının Kuran'a sahip çıkması gerektiğini vurgulayan Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bayraktar Bayraklı; şunları belirtti: "Bunu yapmazsak başka birileri konuşur. Sen kendi çocuğuna sahip çıkamazsan, birisi onu senin kucağından alır. Bugün gençliğimiz anasının, babasının kucağından alınmıştır. Batı dünyasının kültürü çocuklarımızı kucağımızdan aldı. Bayrağını, devletini, vatanını, milletini sevmeyen bir sürü türedi çıktı meydana. Çünkü anne-babalar çocuklarına Allah'ı ve dini öğretmedi. Bu dünyada en büyük tehlike, dinin gerçek kaynağını bilmeyen hocalardır. Kuran-ı Kerim'den saf bilgiyi alamayan, kendi arzusuna göre fetva vermeye kalkan, kendi cemaatinin bakış açısıyla bakanlar insanları birbirine düşman etti.
'DİNİN AMACI MUTLULUK' Dinin insanlığın mutluluğu için geldiğini dile getiren Prof. Dr. Bayraktar Bayraklı, sözlerini şöyle sürdürdü: "Hiçbir anne-baba çocuğunun mutsuz olmasını istemez. Peki Allah yarattığı kulunun mutsuz olmasını ister mi? İnsanların birbirine vurarak, birbirini kırarak yaşamasını ister mi? İnsanların bu hale gelmesini ister mi! İnsanların mutlu olmasını ister. İşte budur din. Dinden uzaklaşmanın sebebi ise isteklerin bu kurallara uymamasıdır. Nefsin istekleri Allah'ın buyruklarına ters düştüğü için, insanların nefsi şeytanı takip ediyor ve insan dinden uzaklaşıyor. Şu anda Türkiye'de bunun mücadelesi var. Fakat birileri dini inkara giderken, dini tanımamazlıktan gelirken bunu bilinçli yapmıyor. Günümüzde insanların karşı oldukları başka bir dini bile okumaları gerekir. Bilinçli olarak karşı olman lazım."
'SORGULAMALIYIZ' Kuran'ın doğru bilinmesinin öneminin altını çizen Prof. Dr. Bayraktar Bayraklı, açıklamalarını şöyle sürdürdü: "Kuran elimizde... Akademisyenliğimizin bir 'Amentü'sü vardır. O Amentü'ye inanmadan bu kürsüye oturamazsın. Ama şimdi oturturuyorlar, o ayrı. Nedir o 'Amentü'? Sorgulayacaksın! Sorgulamayan bir beyin, profesör olamaz. Akademisyen olamaz. Birinci iman Allah'a inanmaktır. Akademisyenliğin birinci imanı 'sorgulamaktır'. Bunu yapmayan bir beyin profesör olmamalı."
'İSLAMİ TERBİYE KAYBOLDU' Prof. Dr. Bayraklı; sözlerini şöyle noktalıyor: "Türkiye'de dine karşı korkunç bir bilinçsizlik, beyin ve gönül kirlenmesi var. Bir de insanların iman kirlenmesi var. Allah'ı tanımıyorlar, ona nasıl tapınacağını bilmiyolar. Allah'a karşı nasıl hareket edilmesi gerektiği bilinmiyor. Dinimizin adı İslam'dır. Unutulmaması gereken şudur ki; dinimizin adının ilk anlamı barış, ikinci anlamı ise güvendir. Aynı zamanda teslimiyet ve merhamet anlamlarına da gelir. Buna rağmen toplumda kendimizi barış ve güven içinde hissetmiyoruz. Çünkü toplumun çoğunluğunda İslami terbiye yok. İlahi vahiyi attık kenara, Kuran'ı attık kenara. Biz dedik ki; 'Beşeri işlevini yapacağız bunun!' Yapamazsın efendim. Bizim toplum olarak bir yerde buluşmamız lazım. Bizi buluşturacak tek şey vahiydir, Allah'tır!