Güncel | Yazarlar | Güne Bakış | Ekonomi | Aktüel | Magazin | Spor | Televizyon | Saklambaç | Astroloji | Arşiv | Ana Sayfa
Bugün: 11 Kasım 2007  
KONUYLA İLİŞKİLİ DİĞER YAZILAR
Baba katilini silahıyla verdiği poz yakalattı
İlk ifadesinde suçunu itiraf etti

Baba katilini silahıyla verdiği poz yakalattı

10 yaşında geçirdiği trafik kazası sonucu sakat kalan Servet, bu durumun faturasını yıllar önce kendisini terk edip İstanbul'a giden babasına kesti... Babasının köye döneceğini duyar duymaz bir silah satın aldı kendine. Ve o silahla gidip resim çektirdi; sonra mermiler yağdırdı babasına....



Ordu'nun şirin, huzur dolu köylerinden birinde 2 kardeşi ve annesiyle birlikte yaşıyordu Servet Yılmaz. Henüz çocukken evi terk eden babasını ise hiç tanımamıştı. Yüzünü bile hayal meyal hatırlıyordu babasının. Baba Mehmet Yılmaz iş bulmak umuduyla yıllar önce İstanbul'a gitmiş, annesi ile kendisini hiç arayıp sormamıştı. Ama olsun... Küçük Servet için bütün bunlar hiç sorun değildi. Çünkü o, ne olursa olsun seviyordu babasını. Canı ciğeriydi. Onlara bakmak için, para kazanmak için gitmişti 'taşı toprağı altın' denilen İstanbul'a. Çok para kazanacak ve yaşadıkları tüm sıkıntılar sona erecekti. Bu düşüncelerle avutuyordu kendini henüz 10 yaşında olan minik Servet. Annesi hemen her gün beddualar yağdırsa da o, "Bir gün" diyordu, "Bir gün mutlaka babam geri gelecek. Bizi unutmadı..." Ama ne yazık ki, Servet'in beklediği o gün hiç gelmedi...

KÖY MEYDANINI İNLETEN ÇIĞLIK
Köydeki bütün arkadaşları babalarından bahsettikçe, bayramlarda babalarının ellerini öptükçe, aile ziyaretlerine gittikçe, onlara harçlık verip başlarını okşadıkça yüreğinde tarif edemediği acılar yaşıyordu Servet. Ağustos sıcağının her yeri yaktığı, ama şirin köyde serinliğin hakim olduğu sıradan bir gündü... Servet arkadaşlarıyla sokakta top oynuyordu. Ayda yılda bir arabanın geçtiği toprak yolda birden bire bir toz bulutu göründü. O an göz gözü görmez olmuştu. Yolda oynayan çocuklar ne olduğunu anlamadan sağa sola kaçıştı. Ama Servet yerinden kımıldayamamıştı. Ve son sürat gelen bir araba Servet'i altına aldı. Minik Servet'in çığlıkları köy meydanını inletirken, onu ezen araba geldiği gibi aynı hızla kaçıp gitti... Gözlerini hastanede açan Servet ölümden dönmüştü. Ama tekrar eski sağlıklı günlerine dönebilmesi için bir dizi ameliyat olması gerekiyordu. Annesinin ise bunu karşılayacak maddi gücü yoktu. Uzun süre hastanede kalan minik Servet sakat kalmak istemediği için annesine sürekli babasını aramasını söylüyordu.

'LÜTFEN BABAM BENİ ARASIN'
Aylarca süren araştırma sonucu annesi sonunda Servet'e mutlu haberi verdi. Babasının bir arkadaşının telefon numarasını bulmuştu. "Ama ben aramam, istiyorsan sen ara" demişti oğluna. Hemen telefona sarılan Servet bu kişiyi arayarak durumunu anlattı. Ameliyat olması gerekiyordu. Bunun için de paraya ihtiyaç vardı. Mutlaka babası kendisine yardım edecekti. Bu umutla telefondaki kişiye söylediklerini babasına iletmesini söyledi. Ancak defalarca yaptığı telefon görüşmelerinden bir sonuç çıkmadı. Babası ortada yoktu. Günler geçiyor, Servet'in umudu yavaş yavaş yok oluyordu.

KİNİ ONUNLA BÜYÜDÜ
Minik Servet ameliyat olamadı ve bir kolu ile bacağından sakat kaldı. Artık eskisi top oynayamayacaktı. Tüm bunların sorumlusu kendilerini terk eden babasıydı. Sonradan öğrendiler baba Mehmet Yılmaz'ın İstanbul'da ikinci bir evlilik yaptığını, yuva kurduğunu. Servet içindeki kini 10 yıl boyunca kendisi ile birlikte büyüttü. Artık 20 yaşına gelmişti. Ancak sakatlığından dolayı arkadaşları gibi askere gitme şansı da yoktu. Bir gün babasının ikinci eşinden de boşanmak üzere olduğunu ve köye geleceği haberini aldı. Beklediği büyük gün gelmişti, artık hesap sorma zamanıydı. Önce arkadaşlarının yardımıyla bir silah satın aldı. Silahını silip parlattıktan sonra soluğu ilçedeki fotoğrafçıda aldı. Stüdyoda silahını beline koyarak, fotoğraf çektirdi. Fotoğrafta silahıyla birlikte sakatlığının da görülmesini istiyordu. Babasına saygı duymadığını göstermek için sigara da koymuştu ağzına. Yaşadığı acıyı ve duyduğu kini adeta resmetmek istiyordu. Ertesi gün fotoğraflar çıkınca hemen babasının kaldığı köye doğru yola koyuldu. Yol boyunca babasının tepkisini ve açıklamalarını merak etti hep. Bunca yıl kendilerini neden aramadığının hesabını soracaktı. Onun yüzünden sakat kaldığını yüzüne haykıracak ama gözyaşlarına da engel olacaktı. Demek ki, hiç sevmemişti babası onu. Bu yüzdendi aramamasının sebebi.

FOTOĞRAFI YÜZÜNE FIRLATTI
Aklında bu düşüncelerle babasının köydeki evinin kapısını çaldı Servet. Kapıyı açan Mehmet Yılmaz önce tanıyamadı kendi oğlunu. "Kimsin sen? Ne istiyorsun?" diye sorduğunda, "Ben Servet" dedi kızgın ses tonuyla "Oğlun Servet". İşte şimdi hesaplaşma zamanıydı. Geçen yılların hesabı görülecekti. Cebine koyduğu fotoğrafı çıkardı ve babasının yüzüne fırlattı. Mehmet Yılmaz şoktaydı. Eline aldığı fotoğrafa baktı, ne diyeceğini bilemiyordu. Oğlu belinde silahı, ağzında sigarası ve kolu-bacağı sakat bir halde poz vermişti. Şimdi de karşısında duruyordu.

YERİNDEN KIMILDAYAMADI
Şaşkınlıktan adeta küçük dilini yutmuştu Mehmet Yılmaz. Ona bir şeyler söylemek ve konuşmak istedi ama boğazında bir şeyler düğümlenmişti, sesi çıkmadı. Ezik duruyordu oğlunun karşısında. Neden yıllardır onu aramadığını, neden ziyarete gelmediğini söyleyecekti ama yapamadı. Ezikliğini gizlemeye çalışıp, oğluna sarılmak istedi. Fakat Servet buna izin vermedi; babasını omuzlarından silkeleyerek geriye doğru fırlattı. Dakikalar geçtikçe içinde bulunduğu sessizlik canını iyiden iyiye sıkmıştı Servet'in. İçindeki ses bu işi bir an önce bitirmesi gerektiğini söylüyordu. Öyle de yaptı. Gözünün içine adeta yalvararak bakan babasına doğrulttu silahını ve tetiğe bastı. Tam üç el ateş etti. Sonra kanlar içerisinde yatan babasını öylece bırakarak kaçtı köyden...

KORKUNÇ MANZARA...
Silah sesleri köyü çınlatmıştı. Korkuyla evlerinden fırlayan köy halkı ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. Herkes birbirine sorular soruyor, kimin ateş ettiğini araştırıyordu. Daha sonra silah sesinin Mehmet Yılmaz'ın evinden geldiğini anlayıp oraya doğru koştular. Eve geldiklerinde kapı açıktı. Biraz korku biraz da endişeyle içeri girdiklerinde korkunç manzara karşısında hepsinin nutku tutuldu. Yılmaz'ın kanlar içindeki cesedi boylu boyuna yerde yatıyordu. Birkaç dakikalık şaşkınlıktan sonra köylülerden biri "Jandarmaya haber verelim" dedi. Hemen telefona sarılıp jandarmayı aradı.

ANNESİ CİNAYETİ DUYUNCA YIKILDI
Kısa süre sonra olay yerine gelen jandarma ekipleri çevrede araştırma başlattı. Köylülerle tek tek konuşup, olayı aydınlatmaya, katili bulmaya çalışıyordu. Herkes Mehmet Yılmaz'ın sakat oğlu Servet'ten bahsetti. Servet Yılmaz köye gelmişti ancak gidişini gören yoktu. Bunun üzerine jandarma Servet Yılmaz'ın annesi ve kardeşleri ile birlikte kaldığı eve gitti. Jandarmayı karşısında gören Servet'in annesi kötü bir şeyler olduğunu anlamıştı. Ama oğlunun baba katili olacağı hiç aklına gelmiyordu. Jandarmadan kocası Mehmet'in öldürüldüğü haberini duyunca bir anda yere yıkıldı. Kendisini ve çocuklarını terk etse de, ne kadar kötü olsa da, sonuçta ölen kocasıydı; bir zamanlar hayat arkadaşı olan kişi... Servet'in annesini sakinleştirmeye çalışan jandarmanın gözüne masanın üzerindeki Servet'in çektirdiği fotoğraf takıldı. Evden ayrılıp fotoğrafçıya giden jandarma, fotoğrafın dört gün önce çekildiğini öğrenince Servet Yılmaz'ı aramaya başladı.

BELKİ ŞİMDİ PİŞMANDIR AMA...
Jandarma Yılmaz'ı bir gün sonra saklandığı arkadaşının evinde buldu. Daha ilk sorgusunda suçunu itiraf eden Servet Yılmaz, 'Fotoğrafı ona göstermek için çektirdim. Görmeliydi, bırakıp terk ettiği ve ilgilenmediği için sakat kalan oğlunun halini. Silahı da bilerek belime koydum. Gördüğünde sonunun geldiğini görecekti' dedi. Dediğini yapmıştı Servet ama bunun sonucunda 'baba katili' damgasını yemiş ve demir parmaklıklar arkasına gönderilmişti. İçinde büyüttüğü öfke ve kin hem Servet'in hem de babasının hayatına malolmuştu aslında. Belki bugün pişmandır Servet Yılmaz ama iş işten geçti bir kere...




DİĞER SAKLAMBAÇ HABERLERİ
Herkes golfü biliyor ama...Vahşi ve diş yakarış
Mardin'den dünyayaYatakta don't panik
'Karayılan'dan Milli...Dişisi-erkeği olur mu?
Sibel Gökçe günah çıkarttıiPod'daki görüntüleri dev...
Bir ömür beklenirYas tutmak bunaltıyor!
Dikkat! Çocuğunuz...Cinsel yolla bulaşan...
Acil servisAşk mesajları
Çelebi Çiçek ile tarot kartlarıTekzip Ve Düzeltme
GÜNCEL
Emrindeyiz Emrindeyiz Atam
Ulu önder Atatürk, ölümünün 69'uncu yıldönümünde yurdumuzda ve tüm...
Ölüme götüren tabela
Kardeşlik Okulu
Sessiz kalmayın
Grev lösemili çocuğu vurdu
Uluslararası sahtekar
Lodos tekne batırdı
SPOR
Beşiktaş Beşiktaş komada
Siyah-Beyazlılar, yara sarmak için çıktığı Yiğidolar karşısında...
Yeter Demirören
Hayatımın imzası
Süren çıldırttı
Yalnız bırakıldık
Ocak ayında konuşuruz
Ümit mi Hakan mı
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
HAVA DURUMU
İSTANBUL Yağmurlu 14°C 6°C 
ANKARA Kar 8°C 0°C 
İZMİR Sağanak Yağışlı 16°C 5°C 
ANTALYA Sağanak Yağışlı 19°C 10°C 
ADANA Çok Bulutlu 22°C 11°C 
EKONOMİ
IMKB E: 53.689,080 D:% -2,67
DOLAR S: 1,188 D:% 0,59
EURO S: 1,745 D:% 0,69
AKTÜEL
GÜNE BAKIŞ
EKONOMİ
MAGAZİN
  Güncel | Yazarlar | Güne Bakış | Ekonomi | Aktüel | Magazin | Spor | Televizyon
| Saklambaç | Astroloji | Mobil Takvim | Reklam | Künye | Ana Sayfa
    Takvim Servisi
    Copyright © 2003, 2007 - Tüm hakları saklıdır.
Merkez Gazete Dergi Basım Yayıncılık Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Üretim ve Tasarım  Merkez Bilgi Grubu
Shuanda Bildiriyor Blogomania Hepoku