Alındıktan sonra tekrarlayan guatr 'dişi' diye bilinir ama Prof. Dr. Adnan İşgör bunun doğru olmadığını söylüyor: "Tamamı alınırsa böyle bir şey söz konusu değil, guatrın dişisi-erkeği yok".
Sağlığımızı tehdit eden ve bazen ömür boyu tedavi gerektiren, estetik olarak da hiç hoş görünmeyen bir hastalıktır guatr. Tam boyun bölgesinde beliren şişlik, kadın-erkek herkeste büyük rahatsızlık yaratır. İşin kozmetik kısmından ziyade sağlığına verdiği zararlar üzerine konuştuk Prof. Dr. Adnan İşgör'le. Şişli Hospitalium Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Adnan İşgör, guatrın hangi durumda alınması gerektiğini, ameliyat sonrasında yaşanan yakınmaları anlattı; önemli uyarılarda bulundu: "Tiroidin büyümesine 'guatr' diyoruz. Tiroit dediğimiz organ boyunda nefes borusunun önünde ve iki yanına yerleşmiş, kelebek şeklindedir. Tiroit bezinin de diğer organlarda olduğu gibi birçok hastalığı var. Bu hastalıkların bir kısmının tedavisinde ameliyat gerekebilir.
NE ZAMAN AMELİYAT OLMALI? Bunlardan en önemlileri hastada kanıtlanmş tiroit kanseri olması ve kanser riski olan nodüllü guatr varlığıdır. Nodülü biraz açacak olursak, nodülün tam Türkçe karşılığı yumrudur, yani tiroit bezinde yumrulaşma şeklinde büyüme olmasına 'nodüllü guatr' adı verilir. Bunların belli oranda kanser olma ihtimali var. Bu yüzden nodülü olan hastalarda gerekli tetkikler yapılarak kanser olup olmadığı belirlenmelidir. Kanser olduğu saptanan ya da kanser açısından şüpheli olan hastaların ameliyat edilmesi gerekir. Çevre organlara bası yaparak yaknmalara (nefes darlığı, yutma güçlüğü bazen de ses kısıklığı gibi) neden olan guatrlar, kötü kozmetik görünüme yol açan guatrlar ve fazla çalşan (hipertiroidik) guatlar da ameliyatla alınmalıdır.
AZI DA ÇOĞU DA ZARAR! Öte yandan bilindiği gibi tiroidin çok önemli bir fonksiyonu var; kısaca T3 ve T4 adlı iki tane hormon salgılayarak vücudun metabolizmasını ayarlamak. Eğer bu hormonlar çok veya az salınırsa da, çeşitli problemler ortaya çıkar. Fazla çalışan bir guatrda da cerrahi tedaviye başvurulur. Tıp dilinde 'hipertiroidi' olarak bilinen bu hastalığın Türkçe adı 'zehirli guatr'dır. Bu hastalarda çarpıntı, terleme, zayıflama, tırnaklarda kırılmalar, saç dökülmesi, hatta daha ileri vakalarda yaşlı hastalarda kalp yetmezliğine kadar gidebilen sorunlar ortaya çkabilir. Eğer hastalık uzun süreden beri varsa, çok ileriyse ve hasta yaşlıysa kalp yetmezliği nedeniyle ölüme bile neden olabilir. Dolayısıyla bu hastalığın tedavi edilmesi şarttır.
KAN SULANDIRICI İLAÇLAR Başarılı bir ameliyatın kriterlerine gelince; en önemlisi ameliyat kararının doğru verilmiş olmasıdır. İkincisi o hastalık için hangi ameliyat yönteminin uygun olacağının bilinmesidir. Ameliyat öncesinde biz hastalara özellikle aspirin gibi kan sulandırıcı herhangi bir ilaç alıp almadığını sorarız. Bu çok önemlidir. Çünkü aspirin kan sulandırdığından ameliyattan sonra kanama olma riski yüksektir. Tiroit ameliyatlarnda önemli şeylerden birisi de, acele edilmeden ancak gereksiz zaman kaybına neden olmayan ve dokuları gereksiz yere zedelemeyen bir ameliyat tekniğinin kullanılmasıdır. Diğer bir deyişle gereksiz riskler alarak ameliyatın kısa sürede tamamlanması düşüncesi kabul edilemez. Başarılı bir ameliyatın en son ve en önemli yanı ameliyattan sonra hastaların çok iyi izlenmeleridir. Bu özellikle ameliyattan sonra ortaya çıkabilecek bazı olumsuzlukların erken devrede farkedilmesine olanak sağlayarak gerekli önlemlerin alınmasına olanak tanır. Tiroit ameliyatlarına bağlı bazı olumsuzlukları yaşama ihtimali de bulunuyor. Ses tellerine giden sinirlerin zedelenme ihtimali var. Ses tellerine biri üstten diğeri alttan gelen iki ayrı sinir gider. Alttan gelen sinirler ses tellerini hareket ettirerek konuşmamız ve nefes almamızı sağlar. Üstten gelen sinirlerse sesin kalitesini belirler. Eğer alt sinire ameliyat sırasında bir zarar verilirse o zaman hastada ses kısıklığı, üst sinire zarar verilirse sesin kalitesinde bozulmalar ortaya çıkabilir. Her iki ses teli zedelenirse hasta konuşamayabilir. Üst sinir zedelendiğinde hasta konuştukça yorulduğunu ifade eder. 'Sesim yoruluyor' der. Ama ses kısıklığı olmaz. Dolayısıyla ameliyat sırasında bu sinirlere zarar vermemek gerekiyor. Bu olumsuzluğu önlemenin en basit yolu ise ameliyatta sinirleri görerek çalışmaktır. Bu sayede sinirlerin zarar görme riski de düşük oluyor. Ameliyattan sonra hastada bir süre ses kısıklığı gelişse de bu sonra düzeliyor. Ameliyata bağlı gelişebilecek ikinci olumsuzluk kan kalsiyumunun düşmesidir. Tiroidin arkasında ikisi sağda, ikisi solda 4 tane mercimekten biraz daha büyük 'paratiroit' dediğimiz bezler var. Bunlar tamamen tiroitten ayrı organlar ve 'parathormon' adlı hormon üreterek vücudun kan kalsiyumunu ayarlarlar. Ameliyat sırasında paratiroite yakın komşuluğu olduğu için bunlar yanlışlıkla alınabilir veya zedelenebilir. Bu durumda hastanın kan kalsiyumu düşer. Hastada uyuşmalar, kasılmalar olur. Fark edilince hemen tedavi etmek gerekiyor. Dikkatli yapılmış ameliyatta bu sorunlarla ender olarak karşılaşılır. Bunların çoğu kısa sürede kendiliğinden düzelir, yani geçicidir. Bir başka önemli nokta, ameliyattan sonra boyunda kanama olmasıdır. Kanama nefes borusuna basarak hastanın soluk almasını önleyebilir. Bu da çok tehlikeli bir durumdur. Ameliyattan sonra hastaların ilk 8-12 saat yakından izlenmeleri şarttır.
'KILIF UYDURUYORLAR...' Bir de toplumda 'dişi guatr' diye bir inanış vardır. Guatrın dişisi, erkeği olmaz. Eğer tiroidin tamamı çıkarılmamışsa, geride doku brakmışsanız o dokunun yeniden büyüme şansı var. Peki niye büyür? Dediğim gibi geride tiroit dokusu kalmıştır. Onun da en büyük nedeni kalan tiroitin yetersiz miktarda hormon üretmesidir. Vücudun hormona ihtiyacı olduğundan beyinden gelen sinyaller tiroidi büyüterek fazla hormon yapmasını isteyecektir. Beyin bu emri gönderiyor ki, tiroit fazla hormon yapsın diye. Siz eğer bunun önlemini alırsanız o zaman böyle bir tekrarlama şansı çok ender olur. Yani bu dişi-erkek tanımlaması tamamen yanlıştır. Herkes yanlış biliyor. O tamamen yeniden büyümüş guatrlara kılıf uydurmak gibi bir şey. Bunu önlemek için tiroidin tamamını çıkarmak gerekir.
GUATR YAPICI YİYECEKLER Guatr yapıcı bazı yiyecekler var. Bunlar daha çok lahana grubu yiyeceklerdir. Mesela Karadeniz Bölgesi'nde çok tüketilen, kara lahana. Bu guatra neden olabilir. Çünkü tiroidin yaptığı hormon içerisinde iyot var. İyot olmadan hormon olmuyor. İyot birçok yiyecekte bulunuyor Örneğin deniz ürünlerinde, yumurtada, ıspanak hariç bazı sebzelerde iyot bol miktarda mevcut. Bölge olarak karada ve suda iyot eksikliği yoksa o bölgedeki insanların iyot eksikliğine maruz kalmaları çok zor. Aldığımız bitkiler ve hayvansal bütün gıdalar yeterli iyot içeren toprağın ve suyun ürünü ise bu gıdalar yeterli iyot içerecektir. Aksi durumlarda iyot eksikliği ihtimali çok yüksektir. Bunun önlenebilmesi için yiyeceklere iyot katılabilir. Tuzların iyotlanmaya başlaması ile iyot eksikliği belli oranlarda giderilmiştir.
'ÇERNOBİL'İN ETKİSİ YÜKSEK' Tiroit kanserinin artmasında yaşanılan bölgenin havası da önemli bir etkendir. Örneğin Çernobil kazası gibi... Çernobil gibi kazalar sonucunda ortaya çok fazla radyasyon çıkararak insan sağlığını olumsuz etkiler. Kazanın olduğu bölgede tiroit kanserinde büyük bir artış yaşandığı söylenebilir. Radyasyonun tiroit kanseri üzerindeki olumsuz etki pekçok kişi tarafından biliniyordu. Ancak kazadan sonra o bölgede tiroit kanseri vakalarında önemli bir artış olduğunu söylemek mümkün. Bununla beraber erken teşhis ve nüfusun artması da bazı hastalıkların daha çok görüldüğü izlenimi veriyor. Tiroit problemi olabilecek insanlar belli aralıklarla kontrollerini mutlaka yaptırmalıdır.