Yapısal reformlar, makroekonomik ve finansal istikrar ekonominin şoklara karşı dayanıklılığını artırdığını belirten Durmuş Yılmaz, "Artık Türkiye ekonomisi krize yakalanmaya eğilimli ülkelerden biri değil" dedi.
Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, özel sektörün, modern risk yönetim ilkelerini benimsemesi, orta ve uzun vadeli strateji geliştirmesi gerektiğini söyledi. Türkiye'nin son beş yıllık reform sürecine dikkat çeken Yılmaz, "Bu yapısal reformlar, makroekonomik ve finansal istikrar ve ekonominin dış şoklara karşı dayanıklılığını artırdı. Artık Türkiye ekonomisi krize yakalanmaya eğilimli ülkelerden biri değil" diye konuştu.
Makroekonomik istikrar Türkiye'nin yapısal ve mikro reformlara odaklanma durumunda olduğunu belirten Yılmaz, "İyi yönetimin faydasını görmenin önkoşulu, makroekonomik istikrarı sürdürmektir. Geleceğe atacağımız her adımda şimdiye kadar sağlamış olduğumuz makroekonomik istikrarı tehlikeye atmamak bunun için önemlidir" dedi. "İktisadi Yönetimde Güncel Sorunlar" konferansında İngilizce bir konuşma yapan Yılmaz, ekonomiye güvenin yükselmesinin daha çok yatırım, üretim ve istihdam sağlarken, refahı artıracağını vurguladı.
Yönetim göstergesi değişti Yılmaz, Dünya Bankası'nın hesaplamasına göre 2000 yılında Türkiye'nin yönetim göstergeleri açısından 193 ülke arasında 134'üncü sırada yer aldığını anımsattı. Türkiye'nin 2000'den itibaren yönetim göstergelerinde attığı ciddi adımlarla, 2005 yılında Dünya Bankası'nın söz konusu sıralamasında 216 ülke arasında 103'üncü sırada yer aldığını ifade eden Yılmaz, bu performansın sürdürülmesinin, kaydedilen gelişme kadar önemli olduğunu kaydetti.
Bağımsız Merkez Bankası 30 yıllık yüksek ve kronik enflasyon, makroekonomik istikrarsızlık ve izleyen krizlerin, ertelenen yapısal reformların, bu yetersiz yönetim yapısının uzantıları olduğunu ifade eden Yılmaz, buna karşın, 2001 yılından sonra ekonomide en büyük yapısal dönüşümlerden birinin gerçekleştirildiğini kaydetti. Yılmaz, Merkez Bankası'nın bağımsızlığına vurgu yaptı.