Gönül borcu
Eski maça dargın olan bir takımın, yeni ödeşmesinde kıyameti koparacağını sandım. Oysa ışıksız bir fener alayı vardı dün gece. Galibiyetin temel ilkelerinden sapan sarı lacivertlerinin korkularına sadık oyunu, Denizlisporlu Yusuf'u başrole çıkarttı. İlmek ilmek pozisyon dokuyan ustalık Yusuf'taydı da, Fenerbahçe orta alanı berbat seyircilerle doluydu. Kanatların kırılması da caba... Tuncay'ın dağınıklığı, Deivid'in yalnızlığını çaresizliğe dönüştürürken, doğrusunu söylemek gerekirse, Fenerbahçe'de aynı orkestrada ayrı hava çalanların berbat gösterisi vardı. Zico ise, malzemeden çalan müteahhit gibi, yanlışlarında ilk yarı boyunca inat etti.
İkinci yarıda, Deivid'in çıkışı, Kezman'ın girişi, Zico'nun kazanmak için fazla istekli olmadığının belgesiydi aslında. Tek forvetin yetersiz olduğu gün gibi açıkken, sahadan çıkması gereken adamın adı Tümer'di... Dün gece Zico'nun da, futbolcuların da gözleri bağlıydı galiba. Son dakikada Fenerbahçe direğinden dönen top, Fenerbahçe'yi talihin armağanıydı.
Puan kayıpları geçicidir. Dünkü maçın en anlamlı gerçeği, geçen sezon sonundaki yıkımın, Fenerbahçeli futbolcularda iz bırakmamasıydı. Ve galiba onlar ne için mücadele ettiklerini bile bilmiyorlardı. Taraftara bir gönül borçları vardı, ödemediler. Herhalde 5 puanlık fark, her şeyi unutturuyor.