Fenerbahçe kazanırken... Seyrine daldıkları manzara başlarını döndürüyor olabilir ama, denize bakmakla denizi aşmak arasında uzun bir yol var. Alex'in harika golü Daum'un yanlışlarını solluyorsa, bir doğru tüm yanlışları götürebilir mi? Orta alan Fenerbahçe'nin krateri. İçin için yanıyor da, herkes patlamasını bekliyor galiba. Defansın kontrolsüz hafiyesi Servet, telaş ve savurganlıkta usta. Bu takımın el freni Daum! Acaba diyorum... Fenerbahçe kazanırken, Daum hasetinden çatlıyor olmasın!
Tabii ki Tanrı değilsin! Rize karşısında zoraki galibiyetin gururunu yaşayan bir takım, özlenen Galatasaray olamaz. Düşünsenize, Cihan Haspolatlı gibi biri Galatasaray'da forma giyebiliyor. Hakan Ünsal'dan hala medet umuluyor. Eskilerden kim kaldı derseniz, "Sadece Hakan Şükür" derim. Hagi, bir masal ormanında kaybolmuş da, "Ben Tanrı değilim" diyor. Tabii ki değilsin! Ama Galatasaray'ın patronusun! Ve Galatasaray'ın patronları en olumsuz şartlarda bile ağlamaz!
Sevimsiz bir aile fotoğrafı... Bol paralı ve renkli düşlerin içinde kaybolan bir takımın, kendisini bulması için siyahla beyazın netliğine sığınması yeter. Beşiktaş'taki yangına tek sebep, Del Bosque ve takımı eskici dükkanına çeviren Yıldırım Demirören'dir. Beşiktaş sevimsiz bir aile fotoğrafı gibi duruyor. Sahada ne mücadele, ne ruh var! Kendi doğrularına yeterince geciken bir takımın taraftarları da, isyan menzilinde. Del Bosque'u yolcu etmeye hazırlanan gerçekler kapıda duruyor.