Adamın biri arabasıyla yolda gidiyormuş, bir manastırın önünden geçerken araba arızalanmış. Adam uğraşmış etmiş ama bakmış ki olmayacak, gidip manastırın kapısını çalmış: - Afedersiniz. Buradan geçiyordum ve arabam arızalandı... Gidebileceğim hiçbir yer yok. Geceyi burada geçirebilir miyim? Rahipler adamı içeri almışlar, arabasını tamir etmişler. Uyku vakti gelmiş. Adam tam uykuya dalacağı sırada, koridordan gelen çok tuhaf bir uğultuyla irkilmiş. Birkaç dakika sonra uğultu kesilmiş ve adam uyumuş. Sabah uyanır uyanmaz rahiplere "O ses ne sesiydi?" diye sormuş, rahipler "Ne olduğunu sana söyleyemeyiz, çünkü sen bir rahip değilsin" demişler. Adam biraz bozulmuş ama yine de rahiplere teşekkür etmiş, arabasına atlamış yoluna devam etmiş... Aradan birkaç yıl geçmiş... Adam aynı yoldan geçerken yine arabası tam manastırın orada bozulmuş. Rahipler adamı içeri almışlar, gece olup da adam yatınca yine koridordan aynı tuhaf ses gelmez mi? "Bunu mutlak öğrenmeliyim" diye sabahı zor etmiş, rahiplere sorduğunda rahipler yine aynı cevabı vermiş: "Sana söyleyemeyiz, çünkü sen bir rahip değilsin..." Adam bunun üzerine; "O sesin ne olduğunu öğrenmek için deli oluyorum. Söylemenizin tek yolu rahip olmamsa, olucam. Ne yapmam gerekiyor?" "Bunun için dünyayı baştan sona gezeceksin, yeryüzünde kaç sim tanesi ve kaç kum tanesi olduğunu bulucaksın." Adam kafaya koymuş bir kere, o uğultunun ne olduğunu öğrenecek. Yola düşmüş, 45 sene boyunca dünyayı gezmiş dolaşmış ve manastıra geri dönmüş: "O sesin ne olduğunu bana söylemeniz için bütün dünyayı dolaştım. Dünyada 145. 236.284.232 sim, 231.281.219. 999.129.382 kum tanesi var..." Rahipler "BRAVO..!!" demişler. "Şimdi seni o sesin kaynağına götüreceğiz..." Ve adamı koridordan geçirip tahta bir kapının önüne getirmişler. Baş rahip "İşte ses burdan gelir" demiş. Adam kapıyı açmak istemiş ama kilitliymiş, "Anahtarı verir misiniz?" demiş, baş rahip ona anahtarı vermiş. Adam kapıyı açıp içeri girmiş, karşısına bu kez taştan bir kapı çıkmış. O da kilitliymiş, adam kapıyı açmış, içeri girince bu kez karşısına yakut renkli bir kapı çıkmış. O da kilitliymiş. Adam içeri girmiş, bu kez de karşısına zümrüt kaplı bir kapı çıkmış, adam oradanda içeri girmiş, derken adam bu şekilde tam 15 tane değişik kapılardan geçmiş, en sonunda karşısına altın renkli bir kapı çıkmış. Baş rahip adama o kapının anahtaını verirken, "İşte son kapının anahtarı" demiş... Adam kilidi açmış, içeri girmiş. Ve en sonunda o tuhaf sesin kaynağı olarak karşısına... ... Ne çıktığını maalesef size söyleyemem çünkü siz bir rahip değilsiniz!!!
ÖLDÜREN KOMİKLİKLER Çevreci kızlarla çıkmayın... Beklete beklete sizi ağaç ederler!