Bugünkü Türkler, İslam'a daha gerçekçi manada inanmakta ve onu yaşamaya çalışmaktadır. Bazı dar bilgili ve kısır kültürlü dindar kimseler, Türk halkını dinden uzak olmakla suçlarlar. Esasen, Cumhuriyet dönemi Türk ulusunu, bütün halinde eleştirmek, özellikle başta din adamları olmak üzere belli çevreler tarafından adet haline getirilmiştir. Bu eleştiriler nedeniyle olacak ki, halkımız da kendisini hep suçlu ve günahkar olarak hisseder hale gelmiştir. Eleştirilerin merkezinde ise, ibadetlerin az yapılması ve açık-saçık kıyafetler ve benzer şeyler yer almaktadır. Söylemeye hacet yoktur ki, her insan günah da işler, sevap da işler. Hiç kimse melek değildir. Günümüz Türkiyesi'nde de halkımız meleklerden oluşmuyor. Onların içinde de suçlular, günahkarlar bulunabilir.. Ancak biz, bugünkü Türk ulusunun genel olarak İslam'dan uzak olduğu, insanlarımızın bir günahkarlar topluluğu olduğu şeklindeki iddialara katılmıyoruz. Aksine, bugün halkımız daha gerçekçi anlamda İslam'a inanıyor ve elinden geldiğince yaşamaya çalışıyor. Türk halkının İslam açısından durumunu kısaca şöyle özetlemek mümkündür: Kur'an-ı Kerim'de ibadetlerle ilgili ayetlerin sayısı yüzde 5'i geçmemektedir. Dolayısıyla İslamiyet'i ibadet merkezli bir din şeklinde algılamak yanlıştır. Dinimizde ibadetler de vardır. Ama, bugün çalışmak, kazanmak, kalkınmak da bir ibadet olarak açıklanmakta ve bu anlayış gerçekçi bir yaklaşım olarak görülmelidir. Kaldı ki, halkımız mümkün olduğu kadar bilinen ibadetlerini yapmaya çalışıyor. Bugün Türk halkı bilgi, eğitim ve kültür yolunda koşar adım ilerlemekte, akıl, mantık düzeyi her geçen gün daha da yükselmektedir. İslam'ı gerçek biçimde anlamasının alt yapısı bu gelişme sayesinde oluşmaktadır. Bu nedenledir ki, eski sayısız hurafeler unutulmuştur. Türk halkı barış sever, uyumlu ve huzurlu bir kitledir. Binlerce hayır ve yardım kurumu kurarak muhtaçlara, yoksullara yardım etmektedir. Kısacası Türk milleti İslam'ın barış, huzur ve mutluluk sağlama anlamını mümkün olduğu kadar gerçekleştirmektedir. Elbette ki, Türk halkının da eksik, yanlış ve de kusurları vardır. Ancak onların da düzeltilmesi için sürekli bir gayret içinde bulunmaktadır. Zaten kitleleri melek haline getirmek de mümkün değildir.