Gayet güzel oldu evlatlarım, birileri şu İbrahim Tatlıses'e haddini bildirmeliydi. Üstelik bunu bir kadın yapınca öyle hoşuma gitti ki anlatamam. Her kuşun etinin yenmeyeceğini hesaplayamadı Urfalı İbrahim. Birileri ona çıkıp "İmparatorsun" dedikçe, bu bir havalara girdi. Silahlar, külahlar, korumalar, kavgalar, gürültüler, polisler... İbrahim Tatlıses para kazandıkça, kendisini gerçekten imparator zannetti. Haremini kurdu... Karşı mı geldiler, o zaman da vurdurdu, vallahi ben Asena'yla, Derya Tuna'nın yalancısıyım. Çünkü onlar vurulur vurulmaz "Beni İbrahim vurdurdu" diye bağırdılar, gerçi sonra korkularından ağız değiştirdiler ama...
***
İbrahim Tatlıses bir de kalkmış sanki cumhurbaşkanıymış gibi basın toplantısı yapmış, neymiş efendim Bodrum'daki barını Asena çalışmıyor diye kapatıyormuş. Bize ne evladım, oradan kazandığın para fakirin, fukaranın cebine mi giriyor? Çalıştırdığın üç tane garson, onlarda kendilerine nerede olsa iş bulurlar.
***
Zaten hangi işe elini atsan yarım kalıyor. Sen ticareti beceremeyen bir adamsın, çık türkünü söyle. İşadamı olmak senin karakterinde yok ki, başkalarına özeniyorsun. Kendi düşen ağlamaz İbrahim efendi. Ölüm dışında her şeyin çaresi var, ama kalp bir kere kırıldı mı, daha tamir olmaz. Asena'da "delikanlıymış" ki nuh dedi, peygamber demedi, gelip çalışmadı yanında. İyi yaptı vallahi.
***
Aslında bir ara aynı cesareti Derya Tuna da gösterecekti ama, o kaş yapayım derken, göz çıkarttı. Sonunda bacağından da oldu. Eee o da 40'ından sonra o kadar azmasaydı. Neydi o öyle şeffaf elbiseler falan, Urfalı İbo böyle şeylerden hoşlanır mı hiç. Ne oldu sonra Derya, sesini kesip oturdu, şimdi İbo'nun parasını yemeğe devam ediyor.
***
Görüyorsunuz değil mi evlatlarım, "koskoca imparator" dedikleri İbrahim Tatlıses de çırpındıkça batıyor. Eeee, ne demişler "Böbürlenme padişahım senden büyük Allah var." İbrahim oğlum, aklını başına topla çünkü, "Deveden büyük fil var..."