Kezban Ana evin reisi Kezban Ana arı gibi bir kadın... Titiz, hem de nasıl... Kızlarının elinden bile iş beğenmiyor. Damatların da çalışkanlarını seçmişler nasılsa. Yine de işin hakimi Kezban Ana. Çalışkan, becerikli... Kaç kere gittim de Kezban Ana ocağı iki dakikada yaktı Türk kahvaltısı hazırlamak için bir türlü çözemedim. Katmer, köy etmeği, gözleme, elinden ne gelmiyor ki... Plastik kaplarda yapılan gözlemeden oldum olası korkarım. Burada plastiğin esamesi yok. Her şey doğal, İstanbul'un kulakları çınlasın malzemesi de bol. Kahvaltı masasında maydanoz bile unutulmamış. Bal, kovandan geliyor anında. Zeytin dersen zaten özene bezene donatılmış yörenin kraliçesi. Turşu akik gibi kurulmuş taze taze. Yoğurt, peynir, tereyağı zaten el emeği Kezban kadının ocağında. Sakın uğramayı unutmayın Yayla kekiği, limon kekiği bin türlüsü katkıda bulunmuş sofraya. Bir de çağal var. Yaylalardan sadece kısıtlı bir zamanda kışın toplanıyor. Toplanması kolay değil ama beğenene gönüllerince dağıtıyor Kezban Ana kınalı elleriyle. Yediklerimiz içtiklerimiz bir tatil keyfiydi. Ama o asma yapraklarının altındaki tertemiz sofra, ağırlayacağı yeni dostlar için biz ayrılırken çoktan hazırdı bile. Giderseniz uğramayı unutmayın. Bir de et yemeklerine konan keyik çırasından almayı... Göcek merkezinde akşam yemekleri için adresim de Nanai ... Zaten üç beş kişiyle konuşunca herkes aynı adresi veriyor birbirine. Benzer balık lokantalarına alternatif. Hiçbir şey hazırda yok. Mönünün ihtişamlı karışımları kısa zamanda hazırlanıyor. Yemek işine dalınca bazen kızıyorlar bana. Ama anlatmadan da olmaz ki.