Yürek yalnız organ mı!
Şu Türk insanını anlayamıyorum. Maçtan önce tribünlerdeki duygusal gösteride "Şehitler Ölmez Vatan Bölünmez" pankartından dolayı Beşiktaş'ı kutlarım. Yalnız benim anlayamadığım dış güçler tarafından maddi ve manevi zarar gördüğümüz zaman birlik olabiliyoruz da işbirliğimizi, sevgimizi, birbirimize olan bağlılığımızı dayanışmamızı niye her zaman gösteremiyoruz. Güzel mesajlarla başlayan maçın büyük bölümü Galatasaray'ın alışıla gelen topun olduğu bölgeye baskı yapıp kazanılan topları basit şekilde kullanmasıyla geçti. Hiçbir oyuncunun yine kurtarıcı görevini üstlenmemesi dikkat çekerken, Galatasaray ilk yarı bütününde rakibini korkuttu. Tamam bu baskı pres iyi de final vuruşunda skoru etkileyecek pozisyon üretemiyorsanız ne işe yarar. Zaten Galatasaray genel olarak az önce tarif ettiğim gibi o oyun düzenini maalesef uzun süre koruyamıyor. Bu oyunun devamında istenen skor elde edildiği zaman sorun çıkmıyor. Esas sorun G.Saray geriye düştüğü zaman. Oyunu daha iye forse edip, yardımlaşmayı daha üst düzeyde tutup, istenen neticeye ulaşabilmek için yeterli fedekarlık yapılamıyor. İş çıkmaza girmeye başladığı andan itibaren takım oyunundan uzaklaşan oyuncular, bireysel kurtarıcı kimliğine bürünüp rakibe de büyük avantaj sağlıyorlar. İşte dün akşam Beşiktaş karşısında olduğu gibi... Uyuyan Beşiktaş'ı resmen uyandırdılar. Tabii burada Beşiktaş'ın ilk yarıda hücumu fazla düşünmeden oyunu kontrol altında tutmak isteyişinin de etkisi var. Fenerbahçe'nin berabere kalışından sonra, bu maçın da berabere bitmesi puan farkının açılmayacağı düşüncesini getirdiği için iki takım da derbiye yakışmayan bir mücadele izlettiler. Maalesef bizim ülkede bu tip maçlarda, yenildin mi büyük baskı ve eleştirilere maruz kalıyorsun. Bunun sonucunda da yüreksiz şekilde "garanti oynayayım" düşüncesi ortaya çıkıyor ve futbolu da rezil bir hale getiriyorlar. Maalesef ülkede yerli ve yabancı teknik direktörlerin bir çoğu "yüreği" sadece organ zannediyorlar.