Sivas renk aşkına söylenmiş türküleri döküyor... Sivasspor bir futbol takımı olmanın da ötesinde şeyler ifade ediyor sevenleri için. Bir kent onun ayaklarında yürüyor Süper Lig'imizde.
Sunuş Sivasspor Süper Lig'in en etkili takımlarından biri bugün. İki yıl önce Süper Lig'imize ilk adımını attığı dönemlerde 'geldikleri gibi giderler' diyenler olmuştu. E Sivas olunca rivayet muhtelif oluyor tabi. Ağzı olan konuşuyor dahası. Ama olsun söylence güzeldir. Destan gibi... Dağlarına, ovasına, çayırına çimenine türkü yakarsın Sivas'ın... Türkü de, şiir de güzeldir. Ağıt yakar bir de Sivaslılar. Kendilerini parçalarcasına yakılan ağıtlar, yanan-yakılan bir yüzyılın üzerine söylenen sözlerin üzerini kaplar. İşte yüzyıllardır 'korkunç atlılarıyla parçalanmış' topraklarında yeşermek isteyen bir fidan gibi duruyor Sivasspor; boy atamayan fidanlar gibi. Sivas'ın üç yıldızı baştan konulmuş oraya; İster misiniz Anadolu'dan çıksın bu sene şampiyon? Sivas yıllardır yapılamayanı başarır mı? Size Aşık Veysel'le ilgili bir anekdotu aktarayım; "Şarkışla'ya yeni taşınmış biri ziyarete gitmiş ustayı. Aşık Veysel tuvaletteymiş hakim kapıdan içeri girdiğinde. Haber vermişler, alelacele toparlanmış girmiş huzura. Hakim müstehzi gülümsemiş; -"Aşık fermuarı kapatmamışsın!" Aşık'ın cevabı tarihsel bir mevzudur bahsimizde; -"Ne diyeyim sizin gibi hakime/ Açık tarafa bakma hakim beğ Gelir gelmez gözünü diktin s...me / Kimseye saldırmaz hakim beğ..."
* * * Ne demiştik; Sivas şairlerin söylencelerin kentidir
BU zamana kadar 'büyük' olarak adlandırılan kulüplerin tarihine girizgah yaparken kuruluş dönemlerinin diliyle anlatmak ya da yazmak farz olmuştur. Amaç; eskiliğini ve köklülüğünü göstermektir o güzide kulübümüzün. Buyurun Sivasspor'un kuruluş bildirgesi ya da 'Esas Nizannamesi' ve Umumi Katip Fahri Şevki'nin açıklamaları; "Sürekli ve her sahadaki buhranların cemiyetler hayatına ne derece tesir yaptığını ve içerisinde çalışanların ne müşkillerle karşılaştığını bütün arkadaşlarımız bilirler. Spor teşkilatı gibi bilhassa maddi-manevi sahalarda çok fedakarlığı icap ettiren teşekküllerin faaliyet gösterebilmesi için, bütün mensupların yardımları lazımdır" Fahri Şevki yol yapıyor. Aşık girişi gibi sonra da sadede geliyor; "S.S. remiz ve alameti farikası ve Sivasspor namı ile teessüs eden kulübün kuruluş amacını şöyle açıklıyor; "Kulübün teşekkülünden maksat, memlekette gençleri spora teşvik etmek ve onları muntazam sporlarla idmancılığın fenni esasatı dahilinde çalıştırmak, netice itibariyle vatana gürbüz, iyi görür ve düşünür gençler yetiştirmektir!"
Atatürk'ün gürbüz çocukları Beşiktaş idmancılarına Atatürk'ün söylediklerine ne kadar benziyor. O zamanlar vatan gürbüz evlatlardan ama düşünen ve sorumluluk sahibi evlatlardan medet umuyor. Spor kulüpleri ise daha çok medet umuyor. Çünkü bu gürbüz gençler hem düşünecek hem vatan düşüncesini yüreklerinde taşıyacaklar. "Bilfiil sporla ve kulüp muamelatı ile iştigal eden faal azalar, kulübe medar-ı fahr ü şeref olan ve her suretle kulübü himayelerine alan zevat-ı muhteremden oluşan fahri azalar" diye devam eden kurucular; 'niteliği' 26 maddelik nizannamenin altına imzalarını koydular. Buna göre tüm diğer düzenlemelerin yanında; Spor kıyafeti; yukarısı Kırmızı- Beyaz kulüp renginde forma veya fanila ve aşağısı beyaz kısa pantolondur." Bütün bunlar kaleme alındığında henüz futbol yok devrede ama atletizm, binicilik, atıcılık, ve voleybol sporlarıyla inkişaf olunuyor. Ve tarihler 14 Nisan 1932'yi gösteriyor.
Üç yıldız buluşuyor Azalar tamam; kıyafet de...1935'te bir Sivasspor adı geçiyor ama kalıcı olmuyor. Spor seviliyor kentte. Futbol hakeza Mavi-Lacivertli Sivas Demirspor Lacivert- Gri renkli Sivas Sümerspor Gri-Bordolu Avcılık ve Atıcılık Kulübü Kırmızı-Mavili 4 Eylül Belediye Gençlik, Siyah Kırmızılı Divriği Gençlik Kırmızı- Beyazlı Dikim İş Güreş İhtisas kulüpleri var, memleketin sporda verimi yüksek çalışmaları var. Çok bilinmez ama Sivasspor Gençlik Kulübü aslında 27 Temmuz 1950 tarihinde Yolspor ve Kızılırmakspor'un birleşmesiyle kurulmuştur. Şimdi geldik 1960'lara. 1965'te yatırım ve hizmetlerin bölgesel dağılımında elverdiğince eşitliğin gözetildiği planlı kalkınma uygulamasına girileli henüz iki yıl olmuş. Enflasyonlu yılların yarattığı servetler, üretken yerel yatırımlara yönelmekte, doyuma ulaşmış İstanbul piyasasından Anadolu'ya doğru bir yatırım gözlenmektedir. Anadolu yatırımcısının hızla güçlenerek İstanbul sermayesine karşı durmasında kendine destek olacak araç ve simgelere dört elle sarıldığının belirtileri görülmeye başlanmıştır. Çoğu kulüpler 1965'ten sonra kurulacaktır. Bunların çoğu Anadolu kulübü olacaktır. İşte kentli toplulukları çevresinde kenetleyen Anadolu Kulüpçülüğü Anadolu yatırımcısının İstanbul'a karşı bir gövde gösterisi-aracı olarak belirecektir" Mevzuu derindir yani ve mevzu o değildir aslında.