Vitrine değil partiye bakın
Gidin Kanyon'a ya da Akmerkez'e... Harvey Nichols'ın, Beymen'in, Vakko'nun... Büyük markaların vitrinlerine şöyle bir bakın... Ne görürsünüz? Çok şık bir elbise... Sadece bir elbise... Çünkü, bu tür markaların "Biz iyiyiz" demek için vitrini Mahmutpaşa'dakiler gibi doldurmalarına gerek yoktur. O mağazaya giden ne aradığını bilir... İçeride ne olduğunu da bilir... Vitrine bakıp dalana pek rastlamazsınız, bu tür adreslerde.
***
Ama, bizim siyasi partiler Mahmutpaşa gibidir. Siyaset, bir nevi ticarettir bizde. Müşteri profili çok çeşitlidir... Sürümden kazanmak makbuldür. Sadece bilenin gelmesi yetmez... Geçen de dalmalıdır içeri... Bu nedenle her seçim öncesi aynı terane yaşanır. Topçusu, popçusu, türkücüsü, yazarı, çizeri, eşi, dostu doldurulur vitrine. Sonra da kapı önüne çıkıp bağırılır: "Koş vatandaş koş, en iyi mal bizde. Seç, seç, al..."
***
Mesela bir yapımcı var listelerde: Osman Yağmurdereli... Düne kadar televizyon televizyon dolaşıp dizi satmaya çalışıyordu. Vekil seçilince ne yapacak? İşi mi bırakacak? Bir bölüm diziden 50-60 bin YTL kazanmak dururken, 8 bin 240 YTL maaşa mı talim edecek? Ya da işe devam ederse, hangi televizyon yapımcısı, vekil şirketine "Hayır" deme cesaretini gösterecek?
***
Bir başkası: İbrahim Tatlıses... Olur da seçilirse eskisi gibi ekstraya gidecek mi? Başından aşağı dolarlar dökülecek mi? Ekstra sonrası saunaya girip terleyecek mi?
***
Siz, siz olun vitrine bakmayın. Kafanızı fazla karıştırmayın... Bu seçim 3 partili bir seçim... Asıl mal vitrinde değil, içeride... Gidişattan memnunsanız oyunuz AK Parti'ye... Yok değilseniz... Sağda MHP'ye... Solda CHP'ye... Birleşemeyenler kusura bakmasın ama... Gerisi hikaye...