'Normal' bin insan olmaktansa "arıza" olmayı tercih ediyor. Hayatı hissettiği gibi yaşadığı için, hakkında "delidir, manyaktır" diye konuşulmasından hiç mi hiç rahatsızlık duymuyor.
Armut dibine düşer" atasözünü doğrularcasına, Yeşilçam'ın efsanevi oyuncusu babası Macit Flordun gibi oyunculukta emin adımlarla ilerleyen Tardu Flordun neden aykırı algılandığını, kariyer planlarını ve aşka dair düşüncelerini Hülya Dergisi'ne anlattı.
* Siz hep romantik komedilerde izledik. "Bin bir Gece"de daha farklı bir rolle karşımıza çıktınız. Ben bu işin eğitimini aldım, her türlü karaktere can verebilmeliyim. Dolayısıyla bu durum benden değil, yapımcıların, oyuncuyu gidip tiyatrosunda takip etme tembelliğinin olmasından kaynaklanıyor.
* Dizi nasıl gidiyor, ekiple ilgili sık sık çeşitli haberler çıkıyor, nasıl karşılıyorsunuz? Hepimiz iyi anlaşıyoruz. Ekipteki oyuncular arasında çıkarılan aşk haberleri yüzünden dışarıda buluşmaya korkar olduk. Bundan biraz mustaribim.
* Dizideki 'Kerem' karakteri, Tardu Flordun'a ne kadar benziyor? Kerem yıllardır emek verdiği arkadaşı Onur'la bir kadın için çatışmaya giriyor. Ben böyle bir durum yaşamamaya çalışırdım. Ben zaten kolay aşık olabilen biri değilim. Hiç böyle bir şey de yaşamadım.
* Zor aşık olan biri olduğunuzu söylediniz, şimdiye kadar kaç kere aşık oldunuz? Aşk denilen durumun insan hayatında çok az olduğu kanısındayım. çok fazla aşık olduğunu söyleyen adama itimat etmem. Aşkı bir kere hissettiğimi zannediyorum, onun çevresinde bir kere gezendim. Aşkı özel bir yere koyuyorsak, zaten bir kez olmalı. Hala dünya üzerinde kirletilmemiş tek duygu
* "Aşk bir kez yaşanır" diyorsunuz, bundan sonraki ilişkileriniz için biraz kırıcı olmadı mı? Aşkın anlık ve özel olduğunu düşünüyorum. Zaten aşık olmaktır, aşık kalmak diye bir şey yok ki. İlerleyen zamanda bu duyguyu dönüştürmek zorundayız. Sevgiye, bağlılığa ve diğer duygulara.
* En büyük arızanız nedir? Arızalı olmak o kadar güzel bir şey ki. Benim için 'delidir, manyaktır' diyorlar. Böyle düşünmelerinden rahatsızlık duymayan, konuşurken elini kolunu çok fazla oynatan ve deli deli bakan bir adamım. Arızam bu, ama aslında ben buyum. İstediğim zaman, "normal" dediğimiz arkadaşlar gibi olabiliyorum. Ama böyle olunca kendimden keyif almıyorum.
* Kendinizi biraz da sizin ağzınızdan dinleyelim. Duygusalımdır aslında. Ama bunu dışarı yansıtmayı sevmiyorum. Bir de kalıp modellerle yaşamayı sevmiyorum. Çevreye baktığımda klişe tavırlar görüyorum, insanlar bu kalıplara göre yaşıyorlar.
* Kadınlar sizi neden beğeniyor? Yakışıklı ve manken fizikli bir adam değilim. Aynaya bakınca kendimi zaman zaman çekici buluyorum. O kadar aman aman, bayılınılacak bir adam olduğumu da zannetmiyorum. Belki de beğenilmem bu bahsettiğimiz üsluptan kaynaklanıyor olabilir.
* Sizin deyiminizle "deli" üslup hayatınızı kolaylaştırıyor mu, yoksa aksine zorlaştırıyor mu? İnsanlarala iç içe değilim. Kendi kabuğumda yaşıyorum. çünkü bu mesafeyi koymadığım zaman, insanların bana karşı nasıl davranacağını biliyorum. geçmişte yaşadığım bir takım olaylardan sonra böyle bir karar aldım. Yine de çok gizemli adamım, bohem takılırım, kimseyi yanıma yaklaştırmam gibi bir durumum yok.
* Aksine bir durum var galiba. Genellikle şapkamı takarım ve fazla dikkat çekmeden istediğim bir sokakta yürürüm. Şoförle, korumayla, siyah camlar arkasında gezmiyorum. O kadar korkarak yaşanacak bir durum yok, kimse bu kadar sapkın değil.
* Gerçekleşmesini çok fazla istediğiniz bir şeyler var mı hayatta? 45 yaşıma kadar kendi tiyatromu açmak gibi bir derdim var. Ben diziyi şöhret olmak için yapmıyorum, para kazanmak için yapıyorum. Ve kazandığım paraları bir köşeye koyarak, istediğim insanlarla çalışabileceğim bir tiyatro kurmak en büyük arzum.