Senaryo: Nilgün Öneş, Şebnem, Çıtak, Aylin Alıberen Yönetmen: Faruk Teber Oyuncular: Beren Saat (Yasemin), Cansel Elçin (Ahmet), Okan Yalabık (Necdet), Avni Yalçın, Engin Şenkan, Lale Mansur, Ayda Aksel, Hüseyin Avni Danyal, Nergis Öztürk, Meltem Parlak, Turgay Aydın
- Babasıyla tartışan Necdet, alkollüyken söylediği herşeyin arkasında durur. Ahmet'le yaptığı konuşmadan sonra ilişkinin bittiğini kabullenen Michelle ülkesi Fransa'ya dönmek üzeredir. Ahmet, Yasemin'i çok sevse de Michelle ile böyle ayrılmasına ve Michelle'in kalbinin kırılmasına üzülür.
- Michelle'i yolcu etmek isteyen Ahmet geç kalır... Michelle'in vapura doğru ilerlediğini görür ancak arkasından seslenecek cesareti bulamaz.
- Biz Michelle'le ayrıldık. - Eve dönen Ahmet'e ailesi Michelle'i sorar. Ahmet, Michelle ile ayrıldıklarını söyler. Herkes bu ani karara çok şaşırır. Sofrada bir sessizlik olur.
- Bu karar için makul bir sebebin olmalı... - Şevket Bey ve Selma Hanım izdivaç arifesindeki bu ayrılığa bir anlam veremez. Selma Hanım olayın sebebini öğrenmeye kararlıdır.
- Artık pastaneden ayrılıyorum... - Sen ne saçmalıyorsun! - Necdet, babasına İstanbul'da iş yapmak istediğini söyler. Hasan Bey, bu sözleri saçma bulur ama Necdet çok kararlıdır.
- Ahmet dalgınlıkla elindeki bardağı düşünca eli kesilir. Tıp öğrencisi olan Ayla hemen pansuman yapar. Ahmet, Ayla'ya elinin çok hafif olduğunu söyler. Ayla bu yakınlıktan mutlu olur.
- Tabii, eksik belgeleri yarın getiririm. - Yasemin'i çok özleyen Ahmet evi arar. Telefona çıkan Yasemin ile şifreli konuşurlar. Ahmet okul için evrakların eksik olduğunu söyler. Böylece Yasemin evden çıkabilecektir.
- Çarşıya çıkabilir miyim? - Yasemin telefonu kapattıktan sonra annesine çarşıya çıkıp, eksiklerini tamamlaması gerektiğini söyler.
- Ahmet sana göre değil kızım. - Melahat Hanım, kızının Ahmet'e olan ilgisini fark etmiştir. İleride üzülmemesi için onu uyarır. Ancak Ayla, annesinin sözlerine kızar ve hiçbir şey söylemeden odasına çıkar...
- Seni çok özledim - Ahmet ve Yasemin gizlice buluşur. Birbirlerini çok özlemişlerdir. Ahmet, Michelle'in Fransa'ya döndüğünü açıklar.
- O zaman yarın da İstanbul'dayız. - Sahi mi? - Yasemin, annesine söylediği yalanı anlatır. Bu yüzden İstanbul'a gitmek zorundadır. Ahmet bu duruma çok sevinir. Böylece yakalanma korkusu olmadan birlikte bir gün daha geçirebileceklerdir.
- Biraz konuşalım bakalım. - Necdet İstanbul'a gitmek için bavulunu hazırlamıştır. Annesi Necdet'i durdurması için pastaneden babasını çağırır. Ancak Necdet kararlıdır. Hasan Bey, Necdet ile beklenmedik bir konuşma yapar...
- Ne istiyorsan yap, sorumluluk senin. - Hasan Bey, artık büyüdüğünü gördüğü oğlu Necdet'in tüm isteklerini kabul eder. Necdet, İstanbul'da bir şube açmayı ve Teo'nun da oranın ortağı olmasını ister.
- Sevim Hanım ve Mehmet 30 Ağustos kutlamalarında karşılaşır. Ülke sorunlarını başka bir yerde konuşmak için sözleşirler.
- Ertesi gün Necdet, Ahmet ve Yasemin aynı vapurla İstanbul'a geçer. Ancak ikisi de Necdet'i fark etmez. Necdet, vapurdan inince bir süre gizlice onları takip eder. Kısa bir süre sonra da elele tutuştuklarını görür...
- Kimden gelmiş? - Günler geçmiştir... Ahmet'i çok az görebilen Yasemin eve bir mektup postalar. Ahmet'i özlediğini yazar...
- Ahmet, mektubun kimden geldiğini merak eden annesine bir iş görüşmesi olduğunu söyler. Hattta bu görüşme için en kısa zamanda İstanbul'a gitmesi gerektiğini belirtir...
- Eyvah, babam! - Ahmet ve Yasemin sözleştikleri lokantada buluşur. Tam yemek sipariş edecekleri sırada beklenmeyen bir şey olur. Yasemin merdivenlerden çıkan babasını görür.
- Ahmet ve Yasemin apar topar kaçar. Masasına oturan Rıza Bey'in bir de misafiri vardır. Rıza Bey, sırf bu buluşma için Ankara'dan bir gün erken dönmüştür...