Güncel | Yazarlar | Güne Bakış | Ekonomi | Aktüel | Magazin | Spor | Televizyon | Saklambaç | Astroloji | Ana Sayfa 05 Kasım 2006

Ayrılık acısı

4 yıl sürmüştü, bittiğinde böyle hissedeceğimi hiç düşünmüyordum. Ondan başka hiçbir şey yok beynimde. İşte, evde, sokakta aklım hep onda. Oysa ilişkimiz içinde onu hiç de vazgeçilmez görmüyordum, hatta zaman zaman 'ayrılsak ne kadar iyi olur' diyordum. Beni üzdüğü zamanlar ne kadar çoktu, beraberken hoşlandığım başka insanlar da oluyordu. Doktor, sevdiğim insanı bir görsen hiçbir şeye benzetemezsin, son derece çirkin! Ama ben onu istiyorum! Onsuz yapamayacağım, sabaha karşı üçte gözlerim bir anda açılıyor, içim yanıyor, iki göğsümün arası yanıyor, telefon açmak istiyorum, arada açıyorum da hemen kapatıyorum, ya birisi ile beraberse? Hiç de kıymetini bilemedim, onu çok üzdüm, birisinin ona dokunuyor ya da dokunacak olmasının düşüncesi bile beni kahrediyor." Bir ziyaretçimin anlattıkları bunlar...
Birlikteliğin getirdiği kazanç kadar ayrılığın getirdiği disiplini de unutmamak gerekir. İnsanı terbiye eden, adam eden kayıptır. Ayrılma nedenlerini öğrenmeye çalışmak ciddi bir narsizm, yani "ben kendimden o kadar eminim ki, mutlaka dışımda bir şeyler olmalı." Oysa neden? Hiç sebebi olmadığı halde karşımızdakinin sevgisi tükenmiş olamaz mı?
Beni kaybediyor, elbette bu acıyı yaşayacağım, ama ona da acı değil mi?
Beni kaybetti. Acaba beni niye bıraktı, bunları bulup çıkarmam lazım, fakat onunla bitmek bilmeyen konuşmalar ile olmamalı bu. Saatler süren dramatik "neler oldu bize"ler her iki tarafı yapış yapış yorumlara sürüklemiyor mu? Hele o "arkadaş kalmalıyız" sözlerinin tutulmamasıyla kırılan kalpler bir tarafı daha üzmüyor mu? Ayrılıklarda da sınırların beraberliklerde olduğu gibi korunmasında her iki tarafın gelecekleri açısından fayda var. Ayrılık her durumda insanoğluna acı vermiş, bunaltı yaratmıştır, bebek annesinin karnından ayrılırken, çocuk evden ayrılıp okula başlarken, genç kız gelin olarak evden ayrılırken hep hüzün yaşamış, ama arkası mutluluk ile sonlanmıştır. Bir diğer bakışla ayrılık insanı olgunlaştırmalıdır. Ayrılık sonrası yetersiz insan "güvensiz" olur, "şüpheci" olur . Önce kendimize güvenelim, bir ilişkiye "sana çok güveniyorum" ya da "bana güven" ile değil "kendime güveniyorum" ile başlayalım.
Ayrılık acısı insan için ağır bir travma, bir nevi matem. Hiç değer vermediğimiz bir eşyamız dahi kaybolduğunda bile üzülürüz. Birlikteliklerde kaçınılmaz oluşan alışkanlıklar vardır. İnsanlar alışkanlıklarını da sever. Bundan daha doğal bir şey olamaz. Şu veya bu nedenle ardından gelen ayrılık bomba gibi iki insanın arasına düşer. Önce yaşanan inkardır, bunu kabullenemez nedenini sorar, oysa çoğunlukla bunun nedeni yoktur...
Yarın kaldığımız yerden devam edeceğiz.
GÜNCEL
Truva Truva baskını
Doktor kılığına giren jandarma, Acarkent'te villa kumarhaneye...
Afet alarmı sürüyor
Paralar cüppeye
Anne çarşafta
Seri katil mantar
Kardeş kardeşe kayboluş
Köstebek telefonda
SPOR
Trabzon Trabzon düştü: 0-1
Ligde 2 haftadır mağlup olan Bordo-Mavililer, dün de 7 maçtır...
Güneş geliyor
Forvette kriz kapıda
Sıra geldi savunmaya
Hesap karıştı
Kanarya'nın yüzü gülüyor
Süper Lig'de pazar ateşi
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
HAVA DURUMU
ISTANBUL - Par. Bul. 22 C,Açık 14 C
ANKARA - Par. Bul. 19 C,Par. Bul. 7 C
IZMİR - Açık 29 C,Açık 15 C
ANTALYA - Par. Bul. 30 C,Açık 20 C
ADANA - Yağmur 28 C,Par. Bul. 18 C
EKONOMİ
IMKB E: 39.307,050 D:% -0,50
DOLAR S: 1,446 D:% -1,70
EURO S: 1,842 D:% -1,81
AKTÜEL
GÜNE BAKIŞ
EKONOMİ
GÜNCEL
  Güncel | Yazarlar | Güne Bakış | Ekonomi | Aktüel | Magazin | Spor | Televizyon | Saklambaç | Astroloji | Künye | Ana Sayfa
    Copyright © 2003, 2006 - Tüm hakları saklıdır.
Merkez Gazete Dergi Basım Yayıncılık Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Üretim ve Tasarım  Merkez Bilgi Grubu