Hafta sonu yazlıktaydım. Yaşlanınca doğaya sığınıyor insan. Kumların üzerinde yürümek, en güzel doktor tedavisi. Komşumun bahçesinde bir ikindi kahvesi içerken, oğlu uyandı. "Ah oğlum" dedim, "Sakın güneşi kaçırma." Annesi sitemkar bir halde, "Onun işi gecelerde Hayrunnisa" dedi. "Boşver onlar gençtir" dedim ve üniversite üçüncü sınıf öğrencisi gençle, bir sohbete daldım. Meğer sabaha kadar ünlü bir eğlence yerindeymiş. Aslında bilinçli bir çocuk. Cumartesi gecesi kızlarını anlattı bana. Bir biraya fit olanları, alkol denizinden yüzdükten sonra, eller üzerinde nereye gittikleri bilinmeyen kızları. Alkol ve ıstırap kokan geceler, ülkemizin de kokusunu belirliyor aslında. Televizyonların o insanları nasıl özendirdiğini söylememe gerek yok. Ve gazetelerde soyunan kadınlar nereden çıkıyor, fuhuş mafyası nasıl bu kadar bereketli günler geçiriyor diye düşünmeyin. Sistem tıkır tıkır işliyor.
***
Ah çocuklarım ah! Sizleri uyarmakla, sizlerin içindeki deli heyecanın önünü kesmek arasında gezinip duruyorum. Eskiden sigara paketini büyüklerinden saklamaya çalışan bir saygı vardı. Şimdi sigarasını büyüklerinin yüzüne üfleyen gençlik var. Duman olmaya müsait gençlik. Bu özenti denizinde boğulmanıza engel olmak için, ancak sizlere yazabiliyorum. Elimden gelse, o berbat eğlence yerlerine sıkı denetim uygular, o küçücük kızların yanında adamların, kimlik dökümlerini yaptırırdım. Ama nerde...
***
Çocuklara göre en kötü anne, çocukken yaşadıklarını unutandır. Annelerinize sitem etmeyin. Anneler çocukluğunu unutmaz ama çocuk saflığının ne olduğunu bilir. Anneler ne yaparsa sizleri korumak için yapar. Keşke annelerinizin çocukluğunu yaşadığı yıllar gibi olsa Türkiye. Ama asla değil ve bir daha asla o günlerde olduğu gibi aydınlık olmayacak.