Bazı söylemler vardır. Sık sık duyarız. Doğrulukları sorgulanmadan kafamızda yer eder. Bunlar, birer klişedir. Birer slogandır. Sloganlaşmış söylemler, zihnimizde çağrışımlar yapar. Doğrulukları sorgulanmaz. Klişe olarak kafamızda yer alırlar. Birer önyargı haline gelirler. Bunların en tehlikelisi, kişiler veya toplumlar hakkında suçlayıcı olanlardır. Slogan söylemi ile gerçek her zaman uyuşmuyor. "Madımak Oteli" söylemi de öyle. Bu sözcükler akla ne getiriyor? Tabii ki, Sivas'ta insanlarımızın yakılarak vahşice öldürülmesi. Bu doğru. Ama "Madımak Oteli" söylemi, "Sivas'ta Sünni-Alevi çatışmasının sonucu" gibi bir çağrışım da yapmakta. Peki böyle bir çağrışım gerçeklere mi dayanıyor? Madımakvahşetininardındakigerçeklerortayaçıkartılamadı.Arkaplandakifaillerbulunamadı.Olayınnedenleriaydınlatılamadı.Madımakvahşetininyaşandığıgün,Sivas'abaşkayerlerdenotobüslerlekimlergeldi?Budaaraştırılmadı. Amabunarağmen,tümSivastöhmetaltındabırakıldı. Alevi-Sünnidüşmanlığıkörüklenmekistendi. Buoyuntutmadı.Sivas'taSünni-Aleviçatışmasıyaşanmadı. Ozamandaşimdide,Sivas'taikigrubunulusalkimliketrafındabütünleşmesisözkonusu.
Herkesintepkisi,nefret... Aleviler, "Sorunlarımız var" diyor. Ancak, azınlık olarak tanınma gibi bir talepleri yok. Cumhuriyet'e gönülden bağlılıklarını her fırsatta vurguluyorlar. Sivaslı'nın, Alevi'si olsun Sünni'si olsun, "Madımak Oteli" cinayetine, tepkileri ortak. Kınamaları, nefreti aynı. "Madımak unutulmasın" diyorlar. Ancak, Sivas'ın hep "Madımak Oteli" olayıyla anılmasından da şikayetçiler. Haklılar da. Evet.Vahşetlerihephatırlayalım.Gerçeknedenlerinibulalım.Onlarlahesaplaşalım. AmaSivas'ıasılbaşkayönleriyledegörelim,duyalım,bilelim. "Sivas"deyinceaklımıza4EylülKongresidegelsin. Sivas'ı,Atatürköncülüğünde,Türkmilletininbağımsızlığıvegeleceğiiçinalınankararlarıylaanalım. Birkararşöyle:"Hertürlüişgalvemüdahaleyekarşı,milletbirlikolarakkendisinimüdafaavemukavemetedecektir."
Mutlakagörmelisiniz Sivas'ı Ulu Camii, Gök Medresesi gibi çok sayıda Selçuklu eserleriyle görelim. Sivas'ı, Kangal'daki hastalara şifa veren balıklı kaplıcasıyla gezelim. Sivas'ı, Aşık Veysel'in türküleriyle, semahlarla dinleyelim. Sivas'ı, orada 1882-1885 yıllarında valilik yapan Halil Rıfat Paşa'nın "Tembihname"leri ile izleyelim. Bir tembihi şöyle: "Hapishaneleriazaltmakiçinmektepleriçoğaltalım." Cumhuriyet Üniversitesi ve Sivas Barosu'nca düzenlenen bir seminere katıldık. 1 Nisan'da yürürlüğe girecek Türk Ceza Kanunu ile Ceza Muhakemesi Kanunu'nu tanıtmaya çalıştık. Bu vesileyle bir kez daha, Sivas'ı tarihiyle, kültürüyle, gördük, duyduk, hissettik. "Türkiye hepimizin" duygumuz daha da pekişti. Gitmeyeninizvarsa,ilkfırsatta"Sivas'ınyollarına"diyoruz.