Uzman Dr. Dicle İnanç'ın sizlerden gelen sorulara cevapları...
***
Trombositler, kanamayı durdurmada rol oynar
"4.5 yaşındaki oğluma geçen yaz ITP tanısı konuldu. Yapılan tedaviye rağmen trombosit sayıları hala düşük seyrediyor. Doktorlar yakın zamanda dalağının alınması gerektiğini söyledi. Bu hastalık hakkında bilgi verirseniz sevinirim."
CEVAP: İTP, İmmün\\İdyopatik Trombositopenik Purpura hastalığının baş harflerinden oluşan bir kısaltmadır. Trombositler kanın en küçük hücresel elemanı olup kanamanın durdurulmasında rol oynarlar. Bu hastalığın, neden oluştuğu tam olarak bilinmemekle birlikte trombositopeni ile, yani trombosit sayısının düşüklüğü ile seyreden bir hastalıktır. Trombosit sayısının düşüklüğü vücutta purpura denen kırmızı-mor renkte döküntülere neden olur. Trombositlerin sayısı azaldığında birbirlerine yapışmaları ve yeterli tıkaç oluşturmaları zorlaşır, buna bağlı olarak özellikle darbelerden sonra kanamalar uzun sürer.
Çocukta kısa sürebilir
Çocuklarda da İTP gelişebilir, ancak erişkinden daha farklı seyreder. Genellikle çocuklarda görülen İTP kısa sürelidir, oysa erişkin hastalarda kronik (süreğen, uzun süreli) olma eğilimindedir. İTP'li hastaların çoğunda trombosit değeri normalin altında olmakla beraber, her zaman tedavi gerekmeyebilir. Trombosit sayısı 30.000-50.000/mm3 altında olup kanama bulguları olan hastalarda tedavi gereklidir.
Tedavinin hedefi, bağışıklık sisteminin baskılanarak trombositlere karşı vücudun oluşturduğu savaşın engellenmesi ve dalakta trombositlerin parçalanmasının durdurulmasıdır. Bu amaçla kortikosteroid ilaçlar (kortizon), intravenöz immünglobulin (IVIG) ve hayatı tehdit eden kanama durumunda trombosit süspansiyonları kullanılır. Eğer bu ilaçlarla kalıcı bir etki elde edilemezse, trombositlerin başlıca parçalandığı yer olan dalağın çıkartılması gerekebilir (splenektomi).
Genellikle (% 50-80) bu ameliyattan sonra trombosit değerleri güvenli bir düzeye yükselir. Nadiren dalak alındıktan sonra kanamaya neden olan trombositlerdeki düşüklük devam edebilir. Dalağın çıkartılması bazı mikroplara karşı savunmasız kalmamıza neden olacağından, ameliyattan önce mutlaka pnömokok (zatürree mikrobu) ve menenjit aşıları (hemofilus influenza ve meningokok aşıları) yapılmalıdır. Bu aşıların her 5 yılda bir tekrarlanması önerilmektedir.
1 yaşındaki oğlum 6 aylıkken ateşli havale geçirdi. Şu anda doktorumuzun verdiği ilacı kullanıyoruz, herhangi bir sağlık problemi yok. Benim merak ettiğim, çocuğumda ileride kalıcı bir hastalık ortaya çıkar mı (sara gibi)?
CEVAP: Havale, beyindeki anormal elektrik akımlarına bağlı olarak vücutta oluşan istemsiz hareketlerdir. Havale geçiren bir hastada, yere yığılma, gözlerin yukarı kayması, ağızdan köpük gelmesi, vücudun sertleşmesi ve bunu takiben kol-bacaklarda ani istemsiz kasılmalar görülebilir. En ciddi havale tiplerinde solunum güçlüğü ve dudaklarda morarma bu tabloya eşlik edebilir. Eğer havale yüksek ateş sonucunda geçirilmişse ateşli havale (febril konvülzyon) veya ateşle gelen havale tanımlaması yapılır. Ayrıca ateşe bağlı olmadan oluşan havaleler de vardır.
En sık görülen yaş 1-2 Ateşli havale sırasında beyinde anormal elektrik boşalmaları olur. Bunun sebebi çocukların beyin dokusunun ateşe dayanıksız olmasıdır. Ateşli havale genellikle yüksek ve devam eden ateşten ziyade ani yükselen ateş sonucunda geçirilmektedir. Ateşli havale 6 ay ile 5 yaş arasında oluşmaktadır. 9 ayın altında ve 5 yaşın üstünde nadir görülür. En sık olduğu yaş aralığı 1-2 yaştır. 7 yaşından sonra geçirilen bir havale ateş yükselmesi ile başlamış olsa bile, ateşli havale grubunda değerlendirilmez. Normal toplumda epilepsi (sara) oranı yüzde 0.5 iken, tüm ateşli havale geçirenlerde ise yüzde 4'tür.
Nadir hallerde epilepsi gelişir Basit ateşli havale çocuğun ilerideki yaşamını, zekasını etkilemez, kalıcı bir hasar bırakmaz. Yapılması gereken, ailenin elinde daima ateş düşürücü ve havale önleyici ilaçlar bulundurmasının tavsiye edilmesidir. Çocuğun ateşinin yükselmesine engel olmaları, olamadıkları durumda havale geçirmeden havale önleyici ilaç kullanmaları, belki de düzenli olarak antiepileptik gruptan havale önleyici ilaçları bir süre kullanmaları gerekebilir. Ateşli havalelerde epilepsi nöbeti gibi titreme ve kasılma görüldüğünden, sarayı bu durumdan çok iyi ayırt etmek gerekir. Çocuklukta havale geçiren çok nadir kişide ileriki yıllarda epilepsi gelişmektedir.