Mary Fitzgerald'ın hayatının anlatıldığı Million Dolar Baby, Oscarlar'ı topladı toplamasına ama, filmin keşke bir tıp danışmanı olsaydı diye düşünüyorum... Dramatik unsurları işlemek için bazı detaylar gözden kaçmış olabilir ama, bu Oscar heykelciğinin defosu gibi duruyor. Hatırlayacaksınız, genç Mary şampiyonluk için ringe çıktığında Raki'nin darbeleriyle ölümcül yaralanır, felç olur. Hastanede soluk alabilmesi için traketomi uygulanır. Ancak traketomili hastanın filmdeki gibi konuşamayacağı gayet açık. Konuşması bu dahi makinaya bağlıyken mümkün değil. Ayrıca traketominin yani soluk alıp vermek için boğazda açılan deliğin yeri de yanlış. Boynun daha aşağısında bir yerde olmalıydı.
Yönetmeninyanlışseçimi... Günlerce hasta yatağına hareketsiz mahkum olan Mary Fitzgerald'ın talihsizliği bununla kalmıyor. Doktorlar hareketsizlikten, dekibüt ülseri olduğunu söyleyip genç kadının ayağını kaybedeceğini söylüyorlar. Bu sahnede ülserin yerinin yanlış olduğunu görüyoruz. Hiçbir zaman bacağın dokuyu yıpratacak şekilde yatağa değmeyecek yerde ülser oluşturulması, yönetmenin yanlış seçimi gibi görünüyor. Bu kadar titiz bir bakışla tıp hataları gözden kaçsa ne olur diyeceksiniz belki ama Oscar'ın kusursuzluga verildiğini gözardı etmemek gerekir. Anlaşılan o ki Amerikan sinema otoriteleri, Avrupa sinemasına yaklaşırken "O kadar kusur kadı kızında da olur" demiş olmalı.
***
Kadınlar günü gelmiş neyimize!..
Dünya Kadınlar Günü gelmiş. En sevdiğim arkadaşım Kadınlar Günü'nde doğum yapıyor. Yoksa, kadın günü gelmiş neyimize?. Kadınlar Günü'nde Türkan Saylan konuğumuz olacak. En insani mücadele onunkisi belki de. Yıllar sonra bugün atılmış uygar tohumların kökleneceği bir çaba doğulu kızlar için yapılanlar. Bora, konuk listesini hazırlarken "Sen konuşursun kadın kadına" diyor. Ne yazık suistimallere açık günlerden biri olmuş kadın hakları meseleleri. Televizyonda kadın haklarını savunma adına vurdulu kırdılı görüntüler. Kadın, ne hakkını ne hukukunu bulacak bu gidişle. Ve farkında mısınız sorunlar cinsiyete dayandırılıyor gibi görünsede aslında ekonomik. Kadınların dünyadaki işgücünün üçte ikisini teşkil etmesine rağmen gelirlerin onda birini elde etmesi, hakların peşine düşmeyi zarurileştiriyor. Bu zamanın ve paranın bu kadar değerli olduğu dünyada ciddi bir sömürü. Ve farkındaysınız, hatırı sayılır zenginler daha zenginleşme peşinde, yoksullarının ise ahvali ortada, daha da yoksullaşıyor. Kadınlar takmasınlar kafayı sokaklarda naralar atmaya bence.