Anayasa Mahkemesi'ndeki YüceDivan duruşmalarından birinde, izleyici olarak yer alan MHP'nin Antalya eski Milletvekili NesrinÜnal'ın başörtülü oluşunun, başörtüsü karşıtlarından ziyade, 'savunucuları'nın dikkatini çektiğini, cumartesi günkü yazımızda belirtmiştik. "YüceDivan'dabaşörtüsü" başlıklı yazımızın ardından, birçok mesaj aldık. Hepsi aynı şekilde düşündüklerini ifade ederek, verdiği kararla türban konusunda hem karşıtları, hem de savunucuları etkileyen Anayasa Mahkemesi'ndeki görüntünün önemli olduğunu vurguladı. Tabii ki, hoşgörüveuzlaşma ortamına da dikkat çekerek, konuyu istismar edenlerle, samimiolanlar arasındaki farkı değerlendirenler, bu sosyal yaranın tedavisi konusundaki umutlarını da artırdı. Malumunuz, AKP'nin 2.5 yıla yaklaşan iktidarından önce, BülentEcevit başbakanlığındaki koalisyon hükümeti işbaşındaydı. Bu hükümetin ikinci ayağını da, MHP oluşturmuştu. MHP grubunun içinde yer alan NesrinÜnal, başörtüsü ile dikkat çekmişti.
Halklabütünleşmişti Çoğumuz gibi imkanları kıt bir ailenin çocuğu olan NesrinHanım, başta ailesinin fedakarlıkları ile devlet burslarından faydalanarak eğitimini sürdürmüş. Doktor milletvekili, görev yaptığı her yerde kısa zamanda büyük başarılara imza atmış ve halkla bütünleşerek dert ortağı haline gelmiş. Milletvekili olduktan sonra taktığı başörtüsünden ötürü dikkatleri üzerinde toplayan NesrinÜnal'ın, o dönemdeki tavrı şimdilerde daha iyi anlaşılıyor. TBMM Genel Kurulu'nda yasalara uyarak başörtüsünü çıkartan, bunun dışında her yerde "İnancımıngereğiniyerinegetiriyorum" diyerek bağlayan NesrinHanım, özellikle başörtüsü taraftarları tarafından kıyasıya eleştirilmişti. Aynı dönemde Fazilet Partisi'nden milletvekili seçilen MerveKavakçı'nın da, türbanla TBMM Genel Kurulu'na girmesi gerilimi daha artırmış, sonuçta MHP ve NesrinÜnal'ın tavrı, çok istismar edilmişti. Hatırlanacağı üzere; NesrinHanım, diğer meslektaşı MerveHanım gibi kozmetik dünyası ile de barışık değildi. Makyajdan uzak durur, sade bir görüntü verirdi.
Türbanüzerindensiyaset... Milletvekilliği de aynı sadelik, ama inanılmaz başarılarla geçti. Genel Kurul'un dışındaki bütün diplomatik mekanlarda ülkemizi, başörtüsünü takmayı sürdürerek temsil etti. Dönemin yabancı devlet adamları kadar, ülkemizdeki makam sahipleri ile de hep bu şekilde biraraya geldi ve hiçbirinde başörtüsü konusu problem olmadı. Çünkü herkes, NesrinÜnal'ın başörtüsünü istismar etmediğini anlamıştı. Onu anlamak istemeyenler ise, başörtüsü üzerinden prim yapmaya çalışan siyasi çevreler ile o çevrelerin aktörleri idi. Onlar, "Erkek-ürkek" sloganlarını geliştirerek, MHP'yi sadece TBMM Genel Kurulu'nda başını açmasına rağmen NesrinHanım' ı dillerine dolayarak, türban üzerinden siyaset yapmayı sürdürdüler. Doğrusu, neticesini de aldılar! Halen Meclis Başkanı olan BülentArınç'ın, "Türbanbizimnamusmeselemiz" sözleri, Başbakan' ın "Türbanlılarıeniyibizanlarız" ifadeleri eşyanın tabiatına aykırı bulunmadı. Yaklaşık 2.5 yıllık iktidarlarında, anayasal değişiklik yapabilecek çoğunluğa sahip olmalarına rağmen 129 kişilik MHP Grubu'na yönelik polemiklerin üstüne yattılar. Öğrenci affında türbanlıların peruk takarak hak kazanabileceğini hayrettle ifade ettiler. Anayasa Mahkemesi'nin duruşma salonunda bir davayı başörtüsü ile izleyen NesrinÜnal' ın fotoğraf ve haberini de "Müthişuzlaşma...Kamusalalandatürbanaizin" diye duyuracaklarına, tersine verip "Kamusalalandelindi" dediler. Yani türban karşıtlarının ağzını kullanıp, benzer yorumu yaptılar. NesrinÜnal, kendilerinden değildi de ondan mı, yoksa türban sadece kendilerinin malzemesi olduğundan mı, işte burasını çözemedik.