İşsizlik herkesin, en çok da özürlülerin canını yakıyor. Nasıl yakmasın ki... Hem zor şartlar altında güç bela iş bul, hem de o işi devam ettirebilmek için başta ulaşım olmak üzere binbir sorunla mücadele et. Kolay mı? Yani, "İş bulduk" diye sevinen bu insanların sevinçleri şu sıralar hüsrana dönüşmüş. Nasıl mı? Onu da Tekirdağ'dan ve Hatay'dan arayan iki okurumuzdan dinleyelim: "Biz yüzde 50 oranında sakatız. Yasalardan yararlanıp özürlü kadrosundan işe girdik. Hükümetin uyguladığı tasarruf nedeniyle, bazı kurumlar birleştiriliyor. Özürlü olmamıza rağmen, işten çıkartılıyoruz ya da zorla emekliliğe zorlanıyoruz. Şimdi biz ne yapalım? Konu hakkında bilgi verirseniz seviniriz." Özelleştirme Yasası, "İşyeriniz kapatılır ya da tasfiye edilirse, işten çıkartıldığınız an; işkaybıtazminatınız, kanunundiğerçalışanlaratanıdığıhakların2katıoranındaödenir"diyor. Hemen sevinmeyin, sizi bekleyen bir tehlike daha var. Kapatma ve tasfiye halleri dışında, özürlü statüsü ile çalışanlar işten çıkartılamaz. Ancak, özelleştirilip el değiştirerek faaliyetine devam eden bir firmadan özürlü çıkartılırsa, mağdur olan hiçbir hak talep edemiyor. Bu yasalar olduğu sürece, bu dertler de bitecek gibi görünmüyor. Üstelik, öğrendiğimize göre 2005 Yılı Bütçesi'nde açılan bir delik, "özürlülerincanınıfenayakacak" . Çünkü, burada geçen bir maddede aynen şöyle deniyor: "Özelleştirilecekkurumlar,yüzde4oranındaözürlüçalıştırmamaddesindenmuaftır." İşin ilginç yanı, bu madde Meclis'te bulunan 2 özürlü milletvekilinin de onayı ile geçiyor. Şimdi siz, böylesine olaylar karşısında 2005'i "Özürlü İstihdam Yılı" ilan eden devletin özürlü sorunlarını çözeceğine inanıyor musunuz? Bu konuyu daha ayrıntılı bir şekilde haftaya ele alacağım...