Sağlık Bakanlığı'nın hazırladığı 'Yeşil Kart sahiplerinin ayakta tedavi ve ilaç bedellerinin devlet tarafından karşılanmasını öngören yasa tasarısı' TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi. Edildi de ne oldu? Hiç birşey. Eğer kart sahibi birde özürlüyse, vay haline! İşkencenin ve hakaretin en alasını görüyor... Bunu bizzat yaşadım. Hem de 1.5 yaşında bir bebeği yaşama döndürme savaşı verirken. Enes Taha Koçak. Daha 1.5 yaşında. Sivas Devlet Hastanesi'nde bir doktorun hatası sonucu spastik olmuş. Bu pişkin doktor 3 ay sonra kontrole giden acılı aileye "Bu daha yaşıyor mu, ölmedi mi?" diyebiliyor. İşte bu sağlık taciri hekimin kurbanı bu bebeği kurtarma yarışına girdik. Tedavi işlemleri için İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi'ne sevk aldık. Aynı gün bu hastanede kaydımızı yaptırdık. İşe tahlillerden başladık. O da ne? 20 tane tahlile 20 kez sevk gerekiyor. Yani kafadan tahlil için 10 gün gerekiyor. MR için 1.5 yıl, EG için yine 1 yıl sonrasına tarih veriliyor. Şimdi siz bu şartlar altında şifa arayın! Bırakın şifa aramayı var olan sağlık da gidecek. Anladım ki bu iş olmayacak. Her geçen gün bebeğin zararına. Özel Çocuklar Derneği olarak hemen devreye girdik ve özel kurumlarda 2 günde tüm tahlilleri yaptırdık. Ardından da tekrar Çapa'ya gittik. Nörolog tüm tahlilleri inceledi ve "Acilen fizik tedaviye girmesi gerekiyor" diyerek reçetemizin üzerine acil vaka ibaresini düştü. Ama yine bürokratik işlemler... Baktım yine olmuyor. Dernek kimliğimi ve gazetecilik sıfatımı kullanarak daldım içeri. "Bu insanların suçu Yeşil Kart sahibi olmaları mı? Üstelik bu gördüğünüz bebek, doktor hatası sonucu zihinsel engelli. İstenilen her şey tamam. 2 saat fizik tedavi için yaptığınıza bakın" diyerek odadan çıktım. 5 dakika sonra içeri alındık. Hadi buyurun! Demek ki oluyormuş. Peki neden bunca eziyet... Yoksa fukaralara yapılan eziyetten zevk mi alınıyor. Esas burada utanması gereken, hiç ihtiyacı olmadığı halde "Yeşil Kart" alıp bu insanların haklarını çalanlar... Yasalar tasa olmuşken insan kime güveneceğini bile şaşırıyor. Ve "Fakiri döveceğine çulunu yırt daha iyi" atasözünü söyletiyor...
NOT: Derneğimize lokal için yer bulmada katkılarını esrigemeyen İstanbul Deftardarlığı Kayyım Bürosu Başkanı Sayın Şahin Yılmaz'a ve Bayram Demir'e teşekkürler.