Başbakan Tayyip Erdoğan, Rize'de halkı ev yapımında geleneklerin temsilcisi olmaya çağırıyor. Yöresel dili kullanıyor, daha bir sempatik görünüyor topluluğa. Bu şirin muhabbete gülümseyen gözlerle bakan topluluğun içinden, saf bir kadın, yüreğinin sesiyle haykırıyor. "Sen niye villa yaptın?" Başbakan'a soruyor bu soruyu. "Sen niye geleneklere uymadın?" demeye getiriyor. "Benim evim yöreye uygun" diyor Tayyip Erdoğan, çıkış yolunu buluyor.. Yüreğinin sesine kulak verenler, en mantıklı soruları sormaktan çekinmiyor. Halk bu soruları sorabiliyor da, asıl soruları sorması gerekenler nerede? Onlar gündemi değiştirmek için, politik bir tarzın içine çekiliyor. Oysa, Türkiye tarihin en tehlikeli günlerini yaşıyor. Adalet temsilinde, yargıya güveni sarsan film, Türkiye'nin belini kırmaya yönelik. Devleti birbirine düşürmenin asıl amacı nedir acaba? Adına "şeffaf politika" diyorlar da, Başbakan susuyor. Yetkili bir ağızdan neler olup bittiğini duymak istiyor toplum. "Sen niye villa yaptın?" diyen kadına verilen "kişiye uygun" cevap, ülkemizin acı gerçeklerinin cevabında gecikiyor. Şaşırtıcı bir suskunluk. Van'da polis tokatlanıyor, karakol basılıyor, mahkum kaçırılıyor. Diyarbakır'da devletin bekçisi şehit ediliyor. Belediye Başkanı, teröristin evine taziye ziyaretine gidiyor. Yollara mayın döşeniyor. Ses yok. Halk cesaretin kavalını üflüyor. Gazeteler ve televizyonlar iktidar senfonisinde. Gazetelerin soramadığı soruyu halk soruyor. "Sen niye villa yaptın?" Bu soruların karşılığını kendiniz verebilirsiniz aslında. O kadındaki yürek, hepinizde olmalı... İnandığınız her konuda, soru sormaktan çekinmeyin. Hak ve hukuka aykırı olmadıkça, hiç kimseden korkmayın! Ne o, yoksa demokratik bir ülkede yaşadığınızdan yana şüpheniz mi var?