Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın ilginç açıklamalarına ve sempatik tavırlarına alıştık. Unakıtan, pratik uygulamaları ve hazırcevap kişiliği ile basının ilgi odağı olmaya devam ediyor. Maliye Bakanı Unakıtan, düzenlediği basın toplantısında, bütçe uygulama sonuçları ve mali disiplindeki kararlılığını açıkladı. Bu açıklamalar, yön bulmada sıkıntı çeken mali piyasalara doping etkisi yaptı. Piyasalar böyle bir açıklamayı bekliyordu.
HAKSIZ DA DEĞİL Bakan, tüketici kredilerindeki artıştan rahatsız görünüyordu. Haksız da değil. Bir tüketim çılgınlığı almış başını gidiyor. Tüketimdeki bu artış Maliye Bakanı'nı tedirgin etmiş olacak ki, bankalara verdi veriştirdi. Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, ekonomide gözle görülür bir iyileşme olduğunu, 2003 ve 2004 yıllarının ilk yarısında beyaz eşya ve otomobil satışlarında patlama yaşandığını söyledi. Unakıtan,' bu yılın ilk yarısında 381 bin otomobil, 887 bin buzdolabı, 894 bin çamaşır makinesi, 241 bin bulaşık makinesi ve 270 bin fırın satıldığını açıkladı. Bakan Unakıtan diyor ki, "Ekonomi iyi yolda, enflasyon düşüyor ve bazıları bunu hala anlamıyor. Diyorlar ki: 'Cebe giren bir şey yok.' Peki bu otomobil ve beyaz eşyaları kim aldı?" Sayın Bakan haklıdır. Bu rakamlar doğrudur. Bu otomobiller ve beyaz eşyayı halkımız almıştır. Bakan Unakıtan, önemli bir konuya değinmiştir. Basın toplantısı nı izleyen ekonomi muhabirlerinden, Bakan'a bir soru sorulmasını bekledim. Ancak o soru gelmedi. Düşündüğüm soru gelseydi, Bakan'ın "Bunları kim aldı?" sorusuna cevap verilmiş olacaktı. Sayın Bakan diyor ki, "Peki bu otomobiller ve beyaz eşyayı kim aldı? Madem paraları yok, bunları nasıl alabiliyorlar?"
BAKAN'A CEVAP Sayın Bakan'ın merak ettiği bu soruya ben cevap vermek istiyorum. Sayın Bakan, bahsettiğiniz otomobilleri, buzdolaplarını, çamaşır ve bulaşık makinelerini, olmayan paraları ile, yani tüketici kredileri ve kredi kartları ile satın alıyorlar. Bu satış rakamlarının, ekonominin gidişatı ile ilişkisinin kurulması gerçekçi değildir. Kredi kartları ve tüketici kredileriyle yapılan alışverişlerin sonucunda yaşanan trajik olayları, 2000 yılında dövizzedeler ve 2001 yılında kredi kart mağdurları ortaya çıkartmasıyla gördük. Bugünkü tüketim çılgınlığı, inşallah böyle bir olayın tekrarını gündeme getirmez.
UYARILARI YERİNDE Bakan Unakıtan, "Ülkesini düşünmeyen bankanın gözünün yaşına hiç bakmayız" sözleriyle ne demek istedi? Bakan, tüketici kredileri artışından bankaları sorumlu tuttu ve "Bankalar üzerlerine düşeni yapmak, memleket çıkarlarını kendi kar çıkarlarının önüne koymak zorundadır. Aksi takdirde gözlerinin yaşına bakmayız" diyerek, bankalara gözdağı verdi. Bu konuda Bakan'ın uyarılarının yerinde olduğunu da söylemek gerekir.